9/21/2016

hastalanmış aklınla
huzurunda zamanın
hiçbir şeyim yok derdin..

ağlamam gerekirdi 
ama ben gülerdim.

zamanımız var güzelim
yapmak istediğimi yapmaya
gitmek istediğimize gitmeye
nefes almaya, karar vermeye
düşünmeye;
kadere direnmeye
yazgıyı bozmaya
zamanımız var.


9/14/2016

büyü

mabedi tanrıların
anamın karnında
ve ben zamana adanmış
bir kuzu,
bir et; fikir büyülü bir et
anamın etinden et aldım
dünyaya çıktım!
babamın gönlünden gönül aldım
kapıdan çıktım!
atamın tarihinden bir hafıza
yoğruldum da yoğruldum;
Çerkes oldum.
yürüdüm,
her adımda bir ağırlık
taşıdım da taşıdım,
bencillik hastalığı kapladı etimi
istedim de istedim!
yoruldum!
oturdum şimdi kıyısına hayatın,
ağırlaşan kuzuları seyrediyorum
umutlar, hayaller, çabalar
cüzdanlar, senetler, sayılar
içimizdeki büyü küçülüyor
hastalık giderek büyürken..

9/08/2016

inanıyorum ben çocuk

eğer bedeli ben oluyorsam
eğer ölüyorsam
zifiri bir cehaletin
inşa ettiği kentlerde,
cahillerin özgürlük dediğini
ben mapus gibi yaşıyorsam
eğer kendimden veriyorsam
arkadaşlarımın cenazelerini
omuzlarımda taşıyorsam,
-inanıyorum ben çocuk!
eğer yanılıyorsam
bırak şurada öleyim kahrımdan.


çocukça şeyler
ki insan yanım
hala bir çocuğun ellerinde,
düşe kalka yürüyorum
kalbimde, aklımda ve evrende
aşkın hamıyım
sevgiyle çözeliyorum
özlüyorum bize ait bir geleceği
ve özlemle yanıyorum
kimyasıyım yani devrimin
isyan ile tepkiyorum!
gel sende bırak,
içindeki çocuğun ellerine
gel birlikte düşe-kalka yürüyelim
insan olarak büyüyelim
yangın yeri olalım,
özlediğimiz geleceğe işleyelim.

9/05/2016

Aynı yerden bakmıştık İstanbula.

oradan baktığında
şirin bir kent gibi
ışıklar içinde parıl parıl
gökyüzü altında tiril tiril
hayaller alemini andırır..
ve tam  orada
geçmişte bir zamanda
bir anı,
mutlu ve keyiflidir
gelecekten bi'haber
seni tam orada yaşatır.
yine aynı göğün altında
yine aynı zulmün pençesindeyiz
ve aynı şeyleri umut ediyoruz
fakat bu sefer
yan yana değil
yana yana bi'haldeyiz.
biliyoruz
ışıklar içinde parıl parıl
gökyüzü altında tiril tiril,
hayaline kapılıp
gerçeğinden uzaklaştığımız
o kent,
nice insanın kanını emerek
vicdanımız da
kalbimiz de
aklımız da
her geçen gün
biraz daha ağırlaşıyor!

9/04/2016

bir gün

silahlarınız
sizi ellerimizden kurtarabilir,
ama düşüncelerimizden değil.
sanmayın ki kelepçeli ellerimiz
size dokunamaz
sanmayın ki hücreleriniz
bizi durdurabilir,
herşeyin bir ilki var!

sizin de kurşunlarınız biter
bir gün reddettiğinde işçiler,
küçümsediğiniz çöpçüler
bir gün kirli bırakabilir sokaklarınızı
kadınlar dövüşebilir bir gün
devletinizin pipisi düşer..



içimdeki canavar

içimde bir canavar
öfkeli olmam gerekir
öfkemi yiyor,
öfke umuttur böylesi zamanda
dört tarafımızda 
her yüzüyle gırtlağımızda elleri 
düşman ki vay böylesi;
bir senin gibi, bir benim gibi
konuşur;
bir anamızın ağzından
bir de anamızı ağlatanların!
öfke için en gerekli zaman
taşmam gerekir
aşmam gerekir açlığı
kendimden vazgeçip
çocuklara dolmam gerekir
bugünden yarına
benden çocuklara vermem gerekir!
canavarı çocukken içime attılar
onu korkuyla, egoyla doyurdular
öfkemi yedi canavar
halbuki umut dağda bir çiçek
öfke gökte bir çiğ!