...

Eğer hala umut varsa,
biz de tutunup
yarına taşıyorsak kendimizi
bu cehennemde,
biraz da size borçluyuz!

Korkmayın yoldaşlarım,
korkmayın!
Bizim borcumuzu intikam değil
adalet ödeyecek!
ve sizin uğruna öldüğünüz insanlık,
bizi asla terk etmeyecek.

...ve sizler,
kanıtısınız;
kardeşliğin
silahlardan güçlü olduğunun
ve silahların
kardeşlikten korktuğunun.


Nereye gidersen git


Nereye gidersen git,
aklın;
anılarında kalacak.
ve düşen her bomba da,
bir güvercin tedirginliğinde
korkuyla kalbin çarpacak
çünkü gittiğin yer,
senin sığabileceğin büyük,
anıların sığamayacağı kadar küçük olacak.
Nereye gidersen git
kalbin varsa
zulme tanık olacaksın
belki yaşamayacak,
ama mutlaka seni acıtan
bir haberini alacaksın...
...sırtın dünyanın acısına kambur,
kulakların duyuyor
gözlerin görüyor ey insan,
eğer farkındaysan insan olduğunun
nereye gidersen git,
oraya haberi gelir acının..
bu yüzdendir,
kalbini kanatan Çeçenya'n
bu yüzdendir,
öfkeni bileyen Filistin'in
sen insansın;
bu yüzdendir Kürdistan'da patlayan
senin tırnağına bile değmeyen bombalarla
sarsılışın!
bu yüzdendir başarılsa, işkence tezgahına ilk yatacağın
bir teşşebüsünde darbenin,
linç edilen askerin fotoğrafına üzülüşün.

...adalet senin kalbinin sesidir,
sarayların emri değil!
sana hiç kimse söylemezken sokakları,
sokakları kalbinle dolduruşun bu yüzdendir.

ve bu yüzdendir ki,
nereye gidersen git
zulüm bitmedikçe
acın geçmeyecek
kendini kurtaracaksın ebedi ölümden
ezeli acın hiç dinmeyecek.


nuh kuyusu caddesinde, düşünüyorum


yürüyor hala,
nuh kuyusu üstünde
anılarım aşağıya-yukarıya!
insanlar değişiyor
zaman akıp gidiyor
cadde ise hala yerinde duruyor!
düşünüyorum-
yaşayan herşey değişiyor
değişmeyen herşey ölüyor
-o halde varım!
ben değişiyorum,
cadde hala duruyor,
anılarım aşağıya-yukaruya yürüyor!
hatırlıyorum hala,
hala hain demek; hatırlayabiliyorum!
ne çok şey için aşağıya inip,
tekrar yukarıya çıktık o caddede!
aşk desen var,
kavga desen var
eyleminden-gezintiye
binbir çeşit yürüyüş var!
sen varsın,
ben varım!
biz olduk,
hem var olduk
hem yok olduk hem de,
hem güldük,
hem ağladık!
hem dövüştük
hem seviştik!
birbirimize geldik ve
birbirimizden gittik işte
o caddeden hem birlikte
hemde yalnız çok geçtik
biz değiştik,
düşünüyorum-
cadde hala duruyor
anılarımız da o cadde de yaşıyor
-o halde varız.


düşünüyordum, yürüyordum, korkuyordum.


yol çok uzundu yürürken
zor biteceği, kolay başlarken belliydi
hiç kimseyi değil, yalnızca kendimi kandırıyordum
geceydi,
yürüyordum
yalnızdım
çokça düşünüyor
azıcıkta korkuyordum
azıcık korkup
fazlaca düşünürken
şehrin dışında buldum kendimi
yürüyordum
yalnızdım
düşünüyordum...
ayaklarım acıdıkça
oturup dinleniyordum
ama korkmaktan da düşünmekten de
imtina etmiyordum.
ben şehirden uzaklaştıkça
uzaklaşıyordu aklım mekandan
şehri değil, dünyayı düşünüyordum artık
kolumdaki yara izi
deli cesaretiydi
artık deli değildim
düşünüyordum o cesaretimi
çok mu iyiydi..
geceydi,
düşünüyordum
yürüyordum
yalnızdım
ve tepeyi aşmıştım
artık gökte daha fazla yıldız sayılıyordu
yorulmuştum, uzandım kenarına bir ağacın bir anda
varmak istediğim yeri hatırlamaya çalıştım,
anımsadım da
kırsal da annemin yanına
korkumdan tutup
unuttursun diye kaygılarımı
oraya gidiyordum.
yola başladığım yeri düşündüm,
ilk adımı attığım anı,
deli cesaretiydi, geceydi, yalnızdım
ama çaresizdim, atmalıydım
çok  mu kötü?
yıldızlara baktım uzandığım yerden
kesemde kalan tek dal tütünü de yaktım,
ciğerimden yıldızlara doğru,
gözümle görebileceğim
elimde tutamayacağım bir şeyler yollamak istedim
yolladım,
bütün güzel insanlar
yıldızlara toplanmıştı
oradaydı ilk sevgilim,
oradaydı devrim şehitleri,
nenem oradaydı...
daldım bir ağaç dibinde,
yıldızlara toplanmış güzel insanlar karşısında
düşünüyordum,
yorgundum
uyukluyordum, uyandığımda güneş doğmuştu
şehir uzaktı...

gök/waşö

sen şiire bulaşmış
en güzel şeysin be canım
sana baka baka doyamam
seni yaza yaza bitemem
şiir bir yurt ise,
sende onun sancağısın be canım
dalgalanır varlığın
bulut bulut,
her dilde bir adın var,
misal çerkescesi waşö!
adın gök,
gece yıldızların
gündüz kuşların alemisin
çiçekler sana doğru uzar
kuşlar sana doğru uçar,
gelen yağmur da,
esen rüzgar da seninledir
ciğerimize dolan
kanımıza karışan senin varlığındır.

sen şaire ilham veren,
en güzel şeysin be canım!
seni çeke çeke doyamam
içimde bir parçan,
sen içimde taşıdığım
en güzel şeysin be canım.
öfken de var bilene
sevgin de anlayana..



şiirdua

bir şiir değdi elime

yüzüme de bulaştı...
ayak bastığım topraktan
arşı endama ulaştı! 

ben şiirde;
aşk dedim,
ihaneti gösterdi yobazlar,
caymadım! 
barış dedim,
bombalar patlattılar
yılmadım! 
insan dedim,
renklere, dillere böldüler
durmadım!

bir şiir bulaştı yüzüme,
kainatı boyadım...
elimi uzattığım yıldızlardan,
alemlere uzandım!

ben şiirde
kalemler tükettim
siz cihanda
ömürler tükettiniz!
ben güzele can verdim
siz  canlar aldınız!
ben çiçekler açtım
siz çiçeklere bastınız

ey canın, cananın cellatları,
siz şiire küfrettiniz
siz şairin ahını aldınız
uzun ve rezil yaşayasınız;
küfrettiğiniz şiirlerde
teselliler arayın 
bulamayın, kahrolun ölemeyin! 
rezil ve uzun yaşayın.




Oy verme hakkım

rüzgarsız havaydı halbuki

diktatör tükürürken,
ve tükürüğü diktatörün
kendi yüzüne yapışırken..
ve Nietzsche geldi aklıma;
diktatör tükürürken
ve tükürüğü kendi yüzüne yapışırken
tükürmesini de,
tükürüğün geri dönmesini de
alkışlayan kalabalığı gördüğümde..
o zaman anladım işte
cahil bir toplumu
ve oy verme hakkını..
hiç oy vermedim hayatım da,
ama koy verdim noktayı, 
oy verme hakkına,
cahil bir topluma.