hain

içim de bir hain,

elinde bir tuz tablası
şişmiş; bir yara arıyor bir yara!
ey bahara şakırdılarıyla uyandığımız
mesafeyi kanatlarıyla savurup
uzağa meydan okuyan kuşlar;
haine uçun,
ve ona en büyük yaramın
kendisi olduğunu söyleyin,
elindeki tuzu,
kendine bassın!
çocukluğundan kanayacak,
çocukluğumun kanı!

kağıttan tuzaklar

hiç sevememiş heceler geldiler dünyamıza,

kağıttan tuzaklarla, şairler ormanına...
şiirlerimizi avladılar!
şairlerimizi yaktılar!
halbuki şiir aşk ile,
aşk şair ile beslenirdi..
Aşk şiirin vatanıydı,
aşkın kalbiydi şair!

aşk şiirin aslıydı,
kağıttakiler nüshaydı!

asıllar gitti,
nüshalar kaldı!




tebessümün

yüzündeki o tebessüm

40 yıllık oyuncuları cebinden çıkarır,
onca acı içinde,
bunca kusursuzluk, büyük ustalık...
sen o pembe boyalı kentin
polyanna'sı değilsin biliyorum,
içinde taşıdığın kederle,
yedi alemin cehennemi beslenir.

...ve yürüdüğün her yol

kaçtığın bir anıya yakalatıyor seni!
ya kendini terk etme vaktin gelmiş
ya kenti anlamıyor musun?
her köşe başında bir izi kalmış geçmişinin,
kaçtığın anılar,
saklandığın rüyalarda birikmiş!