3/28/2016

bir tek seni özlemiyorum


Hiç tanımadığım insanları özledim
tanıdığım insanlar burnumda tüter oldular
arkadaşların hepsine hasret kaldım...
...bir tek seni özleyemedim!

işte o zaman anladım
kimi kaybetmekten korkarsan en çok
ilk önce onu kaybedersin,
deli gibi sevdiklerinden
düşmandan çok nefret edersin...

seni kaybetmekten korkardım,
artık yoksun; aklımda ve kalbimde değilsin...
...dostum değilsin, sevdalığım değilsin, şiirim değilsin,
şairin değilim...

bir can her çeşit acıyabilir,
kıymıktan, kazığa; her çeşit.
Bir can her yükü taşıyabilir,
gramdan, kilograma; her yük.
Bir canı herşey ağlatabilir,
açlıktan, zulüme; her şey..
ancak canın;
dayanamayacağı bir acı,
taşıyamayacağı bir yük,
katlanamayacağı bir işkence vardır;
o da cananın ta kendisidir

benim dayanılmaz acım,
taşınılmaz yüküm,
katlanılmaz işkencem,
cananım;
yaşadığımız bunca güzel şey,
taşıdığımız yükten başka bir şey değil artık,

mahalledeki kuşu, böceği dahi özlüyorum,
bir tek seni özlemiyorum.



3/22/2016

çocukluğumdan da önceydi,
acılar yine volkan olup patlarmış
ama inat bu ya,
ben yine yokluğumu avantaja çevirip;
parayla satın alınamayan bir oyun oynarmışım;
hayal kurarmış, umut edermişim..
kollarımı açıp koşunca, kendimi kırlangıç sanarmışım..
çocukluğumu zapt etmiş zaman,
yerle yeksan olmuş hayallerim de, hayat gibi..
kollarımı açıyorum yine,
yine koşuyorum ama bir türlü kırlangıç olamıyorum...

3/15/2016

sonmuş gibi

sanki birinci dünya savaşının,
en kanlı cephesine çağırılmışım;
sanki yaka paça alınmış,
cepheye götürülüyor muşum gibi
çıkıyorum dışarıya,
hangi çöplüğe bombalar konmuş,
hangi araca bombalar binmiş,
kim umudunu soyunmuş
patlayıcılar giyinmiş ne bileyim..
süleymaniye'den atılmış füzeler,
nereye düşecekmiş,
hangi eylemde polis
beni öldürecekmiş
evi aramaya geldiklerinde,
hangi polisin ifadesinde
silahına sarılacakmışım? kim bilir?

sonmuş gibi çıkıyorum evden,
bir daha dönmeyecekmiş gibi
derin derin koklayarak ekmeği
sanki bir daha hiç doymayacakmış gibi,
kana kana içiyorum suyu
bir daha içemeyecek mişim gibi,
devlet mi terör,
terör mü devlet
hangisi gerçek
hangisi değil ben nereden bileyim?

3/13/2016

Leyla ile Mecnun

aşkın derdiymiş
derdi Mecnun'un,
benim aşka saygım var,
ama Mecnun'a yok.

Leyla Mecnun'a varsa
dünya tersine mi döner gafil?
ne Leyla dünya barışı
ne de Mecnun Zapatista!
ne de onların ki aşk,
ikisi de metamfetamin etkili
uyuşturucu bir kitap.

aydınlık, meğerse...

güneş olup doğan sanardık,
bu aydınlık makamını
ateş olup yanmaktanmış meğerse..
kitap sefaleti sanardık bu cehalet illetini,
doymak bilmez bir açlıkmış meğerse..
iyiliği
kitapta kuzulara bir vaat
kötülüğü,
cehaleti titretmek sansın elalem;
iyilik bir insan,
kötülük bir toplummuş meğerse..

gerçeği bilenler,
ateşi şerbet gibi içip parlayarak yandılar
yandılar ah etmeden
kambur yaşanacak bir hayatı reddederek,
dik ölünecek bir sabahı seçtiler; yandılar!
kitaplar okumuş kamburların
aydınlık hikayelerine boğuldu dünya..
işte bu aydınlık
arabistan çöllerinden havalanan,
toz bulutu edasıyla;
cehalet illetinden havalandı kitaplara..

3/11/2016

tıkır tıkır işleyen saatimiz gibi kalbimiz,
her bir şeye varız,
varız eğlenmeye, hayal etmeye, şiir olmaya,
dans etmeye, direnmeye varız,
ölmeye de varız..
nicemiz ki;
eğlendi, hayal etti, şiir oldu!
dans etti, direndi!
dimdik öldüler;
tıkır tıkır işledi kalpleri; sevmeye, insan olmaya, şiir olmaya..
en güzel şiirleri hak ettiler,
en güzel şiirleri oldular şairlerin!
geri durmadılar,
rutubetli duvarların ardında çürütülürken etleri,
gökyüzünde kırlangıçlar gibi,
adalete, eşitliğe, özgürlüğe uçtular!
 

3/08/2016

Zehirlenmişim

Dört bir yanımda,
dört çeşit tuzak
etimi kurtarsam çengellerinden,
aklımı avlar bu puştlar.
İçlerine doğmuşum,
okullarını okumuş
zehirlerini yutmuşum;
olmasaydı iyiydi de
olmuşum,
hepsini atlatsam da kurtulsam fayda mı?
Kendime , onlardan bir 'Canberk' bulmuşum.


Bir Kaç Şiir, Bir Kayıt

üşümüssün de soğukların kıştan değil,
ateşsiz yanması gibi ömrün, senin üşümen?
sahi kaç canı yaktın ateş olmadan...
yatarken yorulmuşsun;
güler yüzün altında,
için için ağlaman gibi.

Sırrımız kainatın sınırları gibi,
bir ömür de,
yapışık kalmışız;
parçan kopsa canım acır,
acıyor da, farkında değilsin.

bunca vakit,
senin doyman için
diyar diyar gezmedik mi melun?
bunca vakit,
benim doymam için ne yaptın?
bir sırrımız daha açığa çıksın;
benim için yaptıklarının bütün toplamı sıfır.

ikinci sırrımız
ferman gibi boğazından sallansın,
unutmayasın, unutmayasın;
Bu soğuk dostun hileli gülüşünden,
yorgunluğun sürekli affetmenden,
görüp görmemezlikten,
duyup anlamamazlıktan
ve inanmaktan
ve inanmaya çalışmaktan.

mülkün bedeninden öte, kaç parça?
kaçı sende?
ya özgürlüğün
ya hayallerin? ütopyan..

açlığın sahip olmamak mı?
az tüketmek mi?
çok üretmek mi?

ya tokluğun,
toplamı binlere ulaşan bir sayı kümesi mi?

hakikaten merak ediyorum,
matematiği neden hep parayı sayarken kullanıyorsun?
neden esaretini sayarken hep unutuyorsun?
özgürlük bir türkü olabilir,
 bir şiir,
 bir resim,
 bir çalgı,
 bir renk olabilir
hiç itirazım yok,
ancak esaret bir matematiktir
ve sayılı gün çabuk geçer derler!
parayı değil,
günleri say...
birinci gün, açlıktan korktuğun gün
ikinci gün, dönüştüğün,
üçüncü gün, teslim olduğun
dördüncü gün, tükendiğin gündür;
beşinci gün, alaca karanlığın
altıncı gün, satılmışlığın
yedinci gün, yalancılığın günüdür.
sekizinci gün, ...

Bir Kent Gördüm

Bir kent gördüm
ve yaşadım o kentte..
zifirisi derin,
kalpleri gibi kentlilerin
telaşı tükenmeyen
bir kent gördüm,
gördüm ve yaşadım o kentte!
En sevdiklerim içinde,
en sevmediklerim de;
kent derin,
kalpleri gibi kentlilerin
ve içinde o derinliğin;
ihanetle masumiyet yanyana
yanyana dostlukla düşmanlık
iç içe girmiş;
iyilik ve kötülük
birbirine muhtaç olmuş; aydınlık ve karanlık!
Kent derin,
tıpkı kalbi gibi kentlilerin.
Bir cinayet felsefesi gördüm kentte
her kadın, bir kurban
her erkek, bir katil
her çocuk; bir köle..
sokaklara sinmiş yalnızlığı
boyalarla kapatmış belediye.
bir kent gördüm;
üç beş ülkeden büyük,
ancak bitten, pireden daha küçük,
artan sayıların toplamı;
üretimi değil, tüketimi ifade eden
bir kent gördüm;

kentin dışı parlak, içi çürük.