uzaklık

bir pasta gibiydi uzaklık,

tatlıydı, güzeldi, çekiciydi de
bir dilim isterken
hepsini yuttum,
ve öyle büyük bir uzaklık ki yediğim...



uyanmak zorundayız

duvar da metal bir çekirdek,

bir hayatı almış ve saplanmış;
işte öyle ağır,
ölçmeye birim yetmez!
öyle bir kara delik
yutmuş tüm yaşamın izlerini!
bir çığlık, dayanılmazlık...
tecavüz edilmiş bütün hayatların,
tablosu olarak asılı duruyor duvarda..

duvar da metal bir çekirdek,
üstü hala kan ıslağı,
gözümüzde tomurcuk bir öfkeyle aynı..

içimizden bir insanı daha alıp götürdüler, biz uyurken
biz uyurken, bir kadının daha hayatını sömürdüler,
dikenli elleriyle bir kadını daha incittiler,
zehirlediler bir insanı daha pislikleriyle..
Cansel sustu uyuduk,
kurşun bağırdı öyle uyandık!
biz uyurken insanlığımızı öldürdüler!

yeryüzünün bütün insanları,
dinleyin;
"kurşunların sesinden önce uyanmak zorundayız"
"kurşunların sesinden önce.."
ve uyuyanları kaldırmak için,
"kurşunlardan önce,
 biz çığlık atmak zorundayız"

karşı galaksi

bir su buharı,
uzayın dibinde
evriliyor soğuktan; düşüyor dağımıza!
basıyoruz üstüne,
eziyoruz toprağa,
geldiği yere dönüyor usulca
aka aka!
***
ve kentlerimiz,
gökten gelenlere teslim!
kara,yağmura,doluya!
***
uzayın da ötesindeyiz,
karşı galaksinin, bir pıhtısında;
uzayı araştıranların uzaylısıyız da!
her türlü senaryoyu yazmışlar,
dostça, düşmanca!

>
uzayın dibinden, ayağımızın altına düşen,
toprağa ezdiğimiz karın, bir su damlasından can bulan
yediğimiz ekmeğin, içtiğimiz şarabın özü;
ana rahminde can tutmuş bir tohuma, kanlanıyor!
***
kentlere, köylere akın akın doğuyor!
***
karşı galaksi de,
bir hayat pıhtısına, uzaylı diyor; arıyor!
türlü türlü senaryo;
dost, düşman!

bir devrim hayali

bir devrim başlasa diye düşünüyorum
öyle ki,
içimizdeki erkeği devirse,
içinde olduğumuz devleti de..
eli silahlı herkesi yok etse,
silse süpürse faşizmi yeryüzünden
çocuklar da şeker yiyebilse; işte öyle.

insan şiiri

insan toprağa yazılan bir şiirdir
 ki tüm hayatı yazılmakla geçer..
şiirin merasimine,
yazılırken tanık olan ve hala yazılan henüz eksik şiirler de gelir,
insan şiirinin şairi zamandır
başlıkla başlatır,
imzayla sonlanır.

ağustos güneşi

koca derya aklımda,
ben o deryada bir damlayım da,
öyle titrerim ki öfkemden,
bütün damlalar sallanır!
dalga dalga akar öfkem,
damla damla deryada!
bent bent aşar deryam
yol yol gider
kent kent yutar!
koca deryada
bir damlayım ki, öfkeli;
sabır edip buhar oluyorsam
sebebi sensin,
sensin 28 yıllık ağustos güneşi!
sen altımda yanan ateş değil
üstümde parıldayan güneşsin,
senin ateşin öfkemin harıdır ama,
ne olur bil,
buhar ettiğin 28 yıllık deryandır.
vesselam..