10/26/2015

Tharko (Güvercin)

Bilmiyorsun ki Gupse!
bir Güvercin var içimde,
ağzında zeytin bir dal
önünde uzun bir yol;
sonunda konacak bir dal arıyor..
o dal da,
senin barışa atan kalbinde duruyor!
Bilmiyorsun ki Gupse!
Kalbim Çerkesce severken,
ağzımdan Türkçe çıkmıyor!
ağzım Çerkesce,
kalbim Türkçe bilmiyor Gupse
Bilmiyorsun;
içimdeki Güvercin,
ağzındaki zeytin dalıyla konarsa
yüreğindeki dala..
Yüreğimdeki Çerkesce de ulaşacak
ağzımdaki aşka!
seni sevdiğimi Çerkesce söylemeyi
hayal ediyorum,
Bilmiyorsun ki Gupse!
içimdeki  Güvercin bu aşk ile uçuyor,
kalbindeki dalı bu azimle arıyor.

10/18/2015

savaşmayın

çok acı çektik,
siz hiç acı çekmeyin diye çocuklar..
sizden bedel isteyenlere,
bizim acılarımızı ödeyin;
ölmeyin
yaşayın,
savaşmayın
sevişin çocuklar,
savaşmayın sevişin!

10/05/2015

gecenin koynuna doğuruyorum,
yüreğimden; aşkın piçini
kimsesizliği huy edinmiş adamlığıma kızıyor
bir sigara yakıyorum,
onunla birlikte yanıyorum sonra!
Sonra, onun külünden
bir uyku doğuruyorum geceye,
bana piçlik ediyor!
Evvela; ülkem yanıyor, yangın yeridir
sonra kalbim, mahşer gibi göğsümde
göğsümde bir de inandığım geçmiş
bir de umut ettiğim gelecek,
bir tek sen yoksun, gelmiyorsun
seni bekliyor göğsümün içinde kalbim
seni beklerken yanıyor bir tek!
bir öfke benim ki, kendi kendime,
içimden tüten,
beni köze çeviren bir öfke
bu öfkenin sahibi,
güneşin yönünde, çocuk katilidir!
güneşin tersinde, o katili izleyendir
umut ettiğim geleceği sallıyor o katiller,
o katili izleyenler sarsıyor inandığım geçmişi,
insanlık uyuyor ey tanrılar divanı,
ben uyuyamıyorum ancak,
gecenin koynuna doğuruyorum öfkemi!

10/01/2015

yürüyorum

Bir yol buluyorum, yürüyorum, yürüyorum
bu yol geleceğe çıkıyor, geleceğe geliyorum
hadi gel benimle,
hiç kimse bu yolun çıkacağı geleceğin
ikimizin geleceği olmasını engelleyemez
cesur ol, cesur!
tut elimi,
kentin dar kaldırımlarına inat!
birlikte çıkalım bu geleceğe.


tarih taşıma memurları

beni unutun,
beni unutun da unutmasına
sakın ha, sakın unutmayın
olmayan yüzlerini
defalarca tescilleyen adamları.
Bugün ki; onların yazdığıdır asıl tarih,
nasıl bir çıkardır tutundukları,
nasıl bir tattır aldıkları? 
40 kilometreden leşin kokusunu alan sırtlan gibi
nasıl bir leşin kokusudur ki aldıkları,
suratlarına gelen tükürükleri
havuza çevirip içinde yüzer hale gelmişlerse,
işte bu,
asıl tarihidir yürekte tükenen asaletin,
eriyip azalanan cesaretin
bir çığ gibi büyüyen gönlü sefaletin tarihidir
asıl onların yazdığıdır tarih,
biz de onların bu tarihini,
geleceğe taşıma memurlarıyız;
hiç kimse onlar kadar rezil,
onlar kadar sefil,
onlar kadar yüzsüz olmasın diye yarın
bugün onların tarihini  yazıyoruz.