oyuncaklar

Çocukların gözyaşı dinsin diye,
oyuncak taşırken çocuklar
gözyaşımız oldular birden bire,
işte bu gözümüzden damlayan yaşı
hangi oyuncakla dindireceksiniz şimdi?


Neden?

kendime sordum 

belki bin defa
neden bu kadar kötü bu dünya
huzurlu barış varken
neden acıtan savaş sürer
hep birlikte mutlu olmak yerine
neden birilerinin mutluluğu
diğerlerinin mutsuzluğu olur diye
kendime sordum
belki bin defa 
neden diye..


...bu dünyada çok iyi insanlar yaşadı,
çocukları seven, yaşamı seven, barışa umut taşıyan insanlardı hepsi
hepsi karşıydı cinayete, işkenceye, katliama..
ve tüm ömürleri boyunca yaşatmaya çalıştılar insanlığı
...fakat bu dünyada çok kötü insanlar da yaşadı,
hayatı çocuklara zehir eden, yaşama saldıran, savaştan nemalan insanlardı hepsi
hepsi yeminliydi cinayet işlemeye, işkence olmaya, katliam yapmaya
ve tüm ömürleri boyunca iyi insanları öldürdüler.

ve " o iyi insanlar o güzel atlara binip çekip gittiler, demirin tuncuna, insanın piçine kaldık"

Suruç Şehitleri Anısına

Apiko Ülfet

bir günah,

iki elden işlenip
ortaya konulur da,
keçisi dağda aranır onun..
Apiko keçi Canberk ya,
sendeki bu ülfetle
bu günah bana yakışır bence.
Razıyım,
bırak günahını
al ceketini,
huzur içinde git buradan.

devrim?

vicdanımda yaradır,
yokluğu emeği
devrimin ama...
bana büyük bir kent titizliğiyle
inşa edilmiş ya kaosu karakterin,
işte o
devrilmeyi bekler her şeyden önce
ve her şeyden önce devrimin ilk şartı,
üstümüze inşa edilmiş bu karakteristik kaosu devirmek değilse
neyi nereye devirirsek devirelim
bu kapitalist kaosu yeniden inşa edecektir.

bir düşün

Allah şahit (deyim)
herkes biliyor (sende)
benim derdim
içimdeyken
senin ki gezintideydi,
benim ki gizliyken
senin ki bilinmekteydi
ben susarken
sen konuştun
Allah'ın tek kulu
benden sana yönelmiş
tek bir konuşmaya şahit olmadan
çevremizdeki bir çoğu,
sayende hakkımızda iyi-kötü çok konuştu.
şimdi senin derdin
etiketleşiyorken
benim ki hala içimde kaynıyor da,
görüyorum ki,
şaire dönüşüyorsun  malzeme bularak ne güzel?
demişler ya;
insan neyse,
karşısındakini ona benzetir diye,
resmen bu sözü,
kanıtlıyorsun yaşayarak ne hoş?
şiirin yazılacağı her sayfa,
şairin yansıyacağı bir aynadır evet,
ben malzememi dünyadaki zulümden aldım da,
hüzünlü yüzlerce şiir yazdım
sen malzemeni nereden aldın da,
mahlas karakterinle böyle bir şiir yazdın bir düşün.

bir düşünle kalemin gırtlağına yapışıp hesap sormadan
bir şiirin dönüp seni vurmadan
şimdiki rahatın kıçına batmadan
yüzündeki tek rengin kaybolmadan bir düşün..


ekonomi taarruzu

sancılarla bir gece,
bir geceye daha uyuyorum
direnerek herşeye
ve huzuruma taarruz eden
tabur kurmuş ekonomi orduları
uykumdam yakalamak istiyor beni

kaçsam gidecek,
kalsam dayanacak gücüm yok,

sabahın şafağında bekliyor
borçlar,
alaca karganın
leş'in kokmasını beklediği gibi bekliyor
uyanıyorum da uykumdan
kalkamıyorum, kalkamıyorum!

bittim desem kalanımı da alacaklar!
kalıyorum,
kalanımı bitirmeye yönelmiş bu taarruzlar!

gecenin bana hazırladığı,
bir sabah hediyesi;
alarm sesi.
İşte bu memleketin sabahlarında,
dinmek bilmeyen bir ezan gibi
yirmidört saatin, on ikisini de almak istiyor.
bu taarruza, bu çılgınlığa, bu sefalete
bu ekonomiye, bu orduya
bu sömürüye; dayanacak gücüm de kalmadı.
buradan öteye, gidecek yerim de yok.

anahüzün

ah ulan memleket,
sana adını koyanın
tekerine çomak sokayım.
Kaç ana sende refaha ermişte,
dolmuş ki
anadolu demişler adına?
anahüzün'sün sen,
anahüzün.


"seni seviyorum" demenin bedeli, yarım yıldır.

Bir kent manzarası akşam üstü

bu balkondan..
ne çok benzer yüreğime şaşırırım?
bir taraf parıldarken
diğer taraf kararır,
parıldayan yere aldanırım..
"seni seviyorum" demenin bedelini
yarım yıldır tanırım
yarım yıldır, yarım.. yaşanırım!


 

cehennemini cennete çevirdiğin adamın cennetinde cehennemi yaşıyorsun.

yüreğimdeki cehennemden
kendine cennet yaratabilmiştin de,
bu yaratıcılığın hep kafamı karıştırmıştı benim
hep susup
hiç yokmuş gibi davranmıştım sana ama,
kafamı karıştıran şu şeyler
bugün yaşadığımız olduğuna göre,
hakkını vereyim dedim.
senin bu yaratıcılığın, başına dert..
yarattığın cennette,
cehennemi yaşamayı da sen yarattın kendine işte
al sana,
cehennemini cennete çevirdiğin adamın,
cennetinde cehennemi yaşıyorsun.
Mutlu değilsin,
olamazsın, olamayacaksın..
neden biliyor musun?
sebeplerin başka,
söylediklerin bambaşka.

devasal bir ateş,

pazarlanıyor uluorta güneş olarak
ve sinekler
ateşe uçuyor güneş diye!
ne hazin bir son,
güneşe inanan sineklerin,
ateşle kavuşması.

halbuki güneş,
tüm o karlı dağların ardından,
inananlar için emin emin doğuyor.

büyük diktatörlere başkaldıran isyanımız,

küçük diktatörlere itaat etmeyecek,
nerede bir tahakküm görürsek,
onu darma duman etmek için pozisyon alacağız
kim yalan söylüyorsa,
onu yerin dibine sokacağız.
mücadelemiz, adaletin yeryüzüne yayılması
kavgamız, hürriyetin ayaklanmasıdır.

ha marje!

son kilometre

neylersin ki,
zaman her an alıp
ara sıra vermektedir bize.
ikimizi bire dönüştüren çoğu şeyin
ayrılıkçı kalkışmalarına
direnecek gücümüz de kalmadı,
sevişmiyoruz ne yazık ki,
savaşıyoruz ve
artık ne yazık ki,
sen sensin
ben de ben
iki kalbin aynı yoldaki,
son kilometresindeyiz
ve kilometre taşı,
bizi ayıran bir sapağa işaret ediyor.

ve bana atamdan miras kalan,
bir mahcubiyetle hoşçakal demekten ötesi gelmiyor ellerimden
atını alıp,
üsküdarı geçenlerin peşlerinden
kara toprağı yâr edinmiş Veysel'e doğru giden bu yol,
artık benim de yolumdur.