1/29/2015

bazen kitaplar dindirir.

Sertçe öğrendim,
kırıldım, darıldım, küstüm, bayıldım
ayıldım!

Öyle ki;

çektiğim acılar
bitirdiğim okullardan etkili,
okuyarak değil gerçeği
çekerek acısını öğrendim
bir şeylerin!

yumuşatarak söylüyorum,
kırılma, darılma, küsme, bayılma diye
ayılmaya vakit olmayabilir
ve dört tarafımız kuşatılmış
iki tarafımızdan taarruza uğruyoruz
bir tarafımız rehin;

kitapların seni dindiriyorsa,
seni devrimin ninnileriyle uyutuyorsa,
senin öfkeni alıyor
sana boş umutlar yığıyorsa;

kitaplarda yazmayan hayatının
etini kopardığı yeri dokun.

1/27/2015

Ey Kobane!

Ey Kobane!
ölüme, cinayete, katliama rağmen
yaşamak isteyenlerin,
yaşamak için direnenlerin,
özgür kadınların, 
ve cesur adamların kenti Kobane!
sana düşecek diyenlerin,
seni yıkmak
ve mezarlığa çevirmek isteyenlerin
hayallerini yıktın
ve bize
kavgaya inanmanın
ve yaşama tutunmanın
ne olduğunu gösterdin...
seninle yatıp
seninle kalkan yüreklerimiz refah
seni savunan kalemlerimiz dik
seni bağıran sesimiz gür!
Kadınlar, halklar, analar,
çocuklar, onur, şeref 
seninle daha da özgür!
aklımız, inancımız, davamız,
yüreğimiz seninle daha da özgür!
Yiğitlerine selam
mücadeleye devam ey Kobane!

1/25/2015

yaşlandıran alametler

sahtekar adamların alameti bu
söylediğiyle yaşadığı arasında
kum tanesi kadar benzemez,
ağzıyla küfrettiğini
hayatında eylerler sürekli.

...ve ihanet ki
sırt dönülmüş dostun,
elinde hançer gibi
an kollaması 
ve
sır verilmiş dostun dilinde
tüy bitmemesi değil mi?

işte bu alametlerin sonucudur,
zayıfladığım yerden vurulmam
inceldiğim yerden koparılmam...

***

kalemimle vücuduma ördüğüm,
bu nasır
bu et duvarı
bu ruh zindanı;
içimde açan güzelliği
ve henüz uyuyan çocukluğu sakladığım
büyümüş adamdır.

oysa bu zindanın içinde ağlayan
hayalleri olan
hayalleri yıkılmış
size güvenen
güveni sarsılmış
hepinizi seven
ihaneti tatmış
coşarken durmuş
küçük bir çocuktur.

1/22/2015

Çember çember içinde

bu yol,
iki tarafı hainler çevrili
ateş çemberidir
ve bu çember içinde
çember çember içindedir
ve çember çember içinde yanar
eti yanar, canı yanar, aşkı, sevdası yanar 
yana yana kül olan
külleriyle tekrar doğan
doğumları devrime giden
her devrimci yürek;
kendini feda ederek, çoğalır.
kavgasına inancı çoğalır.
az olan yerleri çoğaldıkça,
çoğaldığı yerden devrime boşalır!

Tereddüte yer yok,
tereddüte yer kalmayana dek
ateşten çember,
çember içinde çemberde yanar kül olur
külleriyle doğar.
Her seferinde;
bir parçasını feda ederek aşkının
bir parçasını feda ederek sevdasının
ve kişilsel bağların,
akrabaların, kardeşlerin
ve yeri geldiğinde
tereddüt etmeden anasının, babasının
hatta
çoluğunun çocuğunun
bir parçasını feda ederek,
devrime çoğalır





1/21/2015

elimiz, kalemimiz, şiirimiz

elimiz,
kalem tutsa da
kalemimiz,
şiir yazsa da
şiirimiz,
minnetin değil
isyanın şiiri olsa da,
isyanımız
zulüme, işkenceye, baskıya olsa da;
itirazımız da var unutulmasın, itirazımız!
itirazımız;
sadece zalime değil!
sadece zalimin ettiklerine değil!
sadece onun askerlerine değil!
buna susan mazluma
sırası gelmemiş kurbana
henüz ölmemiş çocukların anasına
itirazımız;
haksızlık karşısındaki şeytanadır!

elimiz,
kalem tutsa da
yumruktur.

kalemimiz,
şiir yazsa da
kılıçtır.

şiirimiz,
namluda kurşunumuz değilse de
bizi zafere taşıyan kavgamızın marşıdır!

isyanımız,
ayrıcalıklara karşıdır!

düşmanımız
zalimin karşısında susmuş mazlumlar
ve onları mazlum etmiş zalimler
ve çocuk katilleri
ve daha çocuğu ölmediği için,
çocuğu ölenleri duymayan annelerdir!



1/19/2015

karanlık zifirisi

Zifiri karanlık
ateş ömürlüdür ama,
korkar ateş olacak kişi,
korkar yanacak kor,
korkar da bekler;
bir başkası yansın diye,
bekler bir başka ateş tütsün diye,
bekler, yanmasını karanlığın
beklerken hiç yanmadan,
hiç yanmadan söner
beklerken.

zifiri karanlık,
yanması gereken ateşin
yanmadan,
yanmasını istediği ateşlerden,
beklediği fedailiğin
hiç göstermediği o cesareti,
hep beklemenin çocuğudur.

nidüğü belirsizlere "tiksinçle"

it sürüde,
sürü tedirgin 
çoban yürür,
kervan sürür hainlerle
asıl hain kimdir ki,
kendine bile
ihanet etmenin,
nefese dönüştüğü şu günde?
***
dişiniz bilenmiş,
karnınız şişkin
kiminiz sağa
kiminiz sola havlayan;
aynı çobanın,
başka renk itlerisiniz sadece
ve her gece,
sağı-solu titreten
dolgun sesinizin
karşıt herşeyine rağmen;
aynı yerde ulumayı
aynı kabdan yemeyi
aynı hortumdan içmeyi
iyi bilirsiniz siz.
***
aynı yere oturmuş
farklı şeyler söyleyen,
aptallar sürüsünün
dişi bilenmiş
hain itleri, iyi dinleyin!
***
havlarken çıkan sesiniz,
o sesleriniz
vız gelir bize, vız..
***
havlamanız ödülünüz içinse,
aha meydan havlayınız...

1/15/2015

Gazanya'dan Güneşe..

öyle sıcak,
öyle güven veren
öyle huzur dolu ki varlığın
yokluğunu ancak bir geceye benzetebilirim
ve varlığını o gecenin sonunda doğan bir güneşe
ve kendimi,o güneşi bekleyen gazanya çiçeğine!

...gelsen de açsam, koksam, nefes alsam
ve doysam...


1/11/2015

ikileştik

iki ucu olduk
bir şeyin,
iki sesi
aynı acıyı bağıran.
Bağırmaktan boğazı kanayan,
kendi kanını
yutmaktan gaddarlaşan
yerli yersiz iki kişi.

bir yönü görüp
iki ayrı yol arayan,
iki ayrı yol yaratan
yarattığı yolda
ikimizi de taşıyan
ikimiz dışında kalanları
acımasızca kanatan
kanattığı yere yürek dağlayan
anlamlı anlamsız iki kişi!

bir benim
iki sensin

***

benden beklendiğin,
sende olmayan şeyler
kabul etmediğin
bende de olmayışı o şeylerin,
aynı öfkeyle
diniyoruz odaya
siniyoruz,
sindiğimiz yataklar
üzdüğümüz kadınlar
anlamlı-anlamsız
açık-seçik mazlumdur.
umurunda mı?
değilse,
o halde tüm kürede
her yaşamı altüst eden,
zalimin düzenine bu öfken
bu celalli söylemin,
bu başkaldırın, isyanın niyedir?
baktığın büyük piçin
küçüğüsün değilse,
derdin nedir?
bana kızıyorsun bıyık altından,
boşluğa bırakıp,
cengaverlerin sonsuza ulaştığını sandığı
o iğneli sözlerin,
hedefin benim,
alınıyorlar dostların,
kendini bile paylaştıkların alınıyorlar
yüzüme söyle,
söyle ki hakkım doğsun
yüzüne cevap vermeye,
söyle ki;
muhatabı ol cevabımın,
söyle ki,
bir kaçış yolu kalmasın.

***

aramızda harekete geçen
ve henüz,
ikimizinde sustuğu bu savaş,
bu dert, bu kırgınlık..
bu yorgunluğum o yüzden;
oynamaktan değil,
saklamaktan, süslemekten.

aynı dağın çiçekleriyiz

aynı dağın
iki farklı çiçeğiyiz
senin de
benim de
suya ve güneşe ihtiyacı var.

İkimizi de
aynı şey öldürür
aynı şey soldurur
aynı şey yaşatır
ama bunca kadar aynı şey
aynı susuzluğumuz
aynı karanlığımız
aynı umudumuz
aynı hüznümüz
ölümümüz, yaşamımız
bunca aynı şey;
seni ben,
beni sen etmez!

sen senle güzelsin
ben benle.
bana seni gerek
sana beni ama;
bana sen olarak
sana ben olarak gereğiz anla.

1/08/2015

batıl saçılış

yüreğimize kuruluyor
vicdan mahkemeleri,

karar açık!
batıl aşkların
tüm senetleri geçersiz,
batıl dostların
hepsi hain
hepsi anlık,
hepsi bir işbirlikçi!

zora dayanın merhamet,
zora ki; eğitimin sıçmış olduğu aydınlık,
o aydınlığın içinden çıkan şair müsvetteleri
o müsvettelerin askere dönüşen şiirleri
o şiirlerin akıttığı kan
o kanın kafa çatlatan ağırlığı
hepsi sanatın batıllığı,
bayatlığı insanın,
saçmalık saçıyorsunuz,
sizde saçılın çil yavrusu gibi
dağılın;
son kez,
tekrar birleşebilmemize fırsat bırakın böylece.


1/05/2015

sefalet

bir gece
yarını düşünmeden
düşünmeden ekmeği
ekmeğin tadını düşünmeden
acıkmadan uyursan...
boşver sefaleti,
sefalet bu düzenin kendi zaten
zenginlikte vaadi...

işte o gece,
dediğim gibi
uyursan
...senden zengini yoktur.

lanet kadın

sorumlulukları
hava kadar hafif,
dili gündem postası,
ağzı kokuşmuş yalandan
dili yaban arısı
lanet kadının tekidir,
bu şiirin anası.
ben onun
ne çektiğini ne bileyim?
doğru bilmem,
ama ne çekmediğini ise iyi bilirim.
iyi bilirim;
zulasında puştluğu,
hiç eksik olmaz
yer yer gezer
insan insan kırmak için.
o güzel teninin örttüğü kafasında,
ne pislikleri var görmüşüm,
iyi bilirim
çirkinlikleriyle yaşar
o koca kafasının altında.
aramıza,
akla kara kadar mesafe koyduğum
boşverin nefreti, öfkeyi
bunu bile çok gördüğüm
lanet insan sıfatının
bendeki tam şeklidir kendi.

1/04/2015

dosta karşı

dosta dönünce
açılır kabuklarım
gözükür yüreğim
ve henüz kanlı bile olsa
o nazlı yaralaımr;
bilirim ki
basılacak tuzun bile,
bir değeri olur.
İşte o an;
dostun en iyisi
bu nazlı yaraları acımadan
samimiyetle-merhamet ikileminde
en tereddütsüz olandır.

1/01/2015

kan donduran soğuk

dışarıda kan donduran;
bir kış,
iki yüz,
üç derece
dört insan..

soğuğu ikiyüzlü kılıyor,
varlık ve yokluk
varlığı yokluğu tayin ediyor,
devletli memurlar.

dört insandan ikisi
ortasınıf bir çift
soğuğu romantizme çeviriyorlar
sarılıyorlar, öpüşüyorlar, yürüyorlar.
Yürüyorlar soğuğun içinde,
el ele
sıcacık evlerine doğru el ele
üç derece soğukta,
kısa bir süre el ele yürüyorlar.

dört insandan ikisi
yoksul;
biri anne biri oğul
soğuktan korkuyorlar
babalarının ölümünden
zatüreden tanıyorlar soğuğu korkuyorlar
karton kutular yakıyorlar, korkuyorlar.

iki yüzlü kılıyor soğuğu
varlık ve yokluk.

Dışarıda kan donduran;
bir soğuk
iki hayat
üç derece
dört insan var.


dosta-düşmana karşı

düşman hazır,
açık ve net
ve ne kadar faşistse bile
o kadar da mert.
fakat siz kuzum,
gizli kapaklı dostlar
cana yakın
hain insanlarsınız.
aynı masada çay içtiğimiz,
aynı ekmeği bölüp yediğimiz,
aynı filme dalıp gittiğimiz güne
lanet olsun.
yüzüme gülerek
ayağıma kazdığınız çukurlar
ibretimdir,
düşmanın saldırıları değil
dostların hainlikleri sarsıntımdır.
ibret aldım sizden,
iğrenç yüzünüzü söküp attım
düşündüm,
hiç giremediğim yüreğinizden,
hiç giremeyeceğiniz yüreğime 
bilet aldım;
anılarımız, kepazelikten ötesi değil
acılarımızda bu kepazeliğin anılarımıza girmesinden.