Dosta-düşmana karşı

gece beni perdeledi,
bir odada,
bir yatağa
yapayalnız; hayallerle, şarkılarla.
Aklımın derinlerinde
anamın korkularına duyduğum
hüzünlerle,
babamın her seste
benim için hissettiği endişelere ortaklıkla.

bende gecenin perdelerini,
cesaretle araladım,
dostlarla, umut içinde
korkmadan, haykırarak adaleti
ve halkımın sefaletine
çığlık gibi bağırıp
çığ gibi düşmesini bekleyerek öfkenin.
Anamın korkularına,
babamın endişelerine
benim de ortaklığıma rağmen;
kendimden, hayatımdan, şiirlerimden ödün vererek
göze alarak
bir daha dönmemeyi bu yatağa
bir daha dinlememeyi bu şarkıları
bir daha sevememeyi köpeğimi
öpememeyi yiğenimi
çocuklara gülümseyememeyi göze alarak,
gecenin perdelerini araladım.

eğer babamın endişeleri haklıysa
ve anamın korktuğu şey olursa,
olur ya;
kalemimden, defterimden, sevdiklerimden, köpeğimden,
çocuklardan, halklardan, barıştan, adaletten söküp alırlarsa ellerimi
şiirlerim halklarındır.
ve bütün malvarlığım,
şiirlerimdir.

halkım Ulviye Civelek'in halkıdır.
halkım kadındır
ve Çerkesdir.
Halkım Berkin Elvan'ın, Kadir Çakmak'ın
ve nice ismi bilinmeyen çocuğun halkıdır
halkım çocuktur benim.
Çocuğunun kemiklerini isteyen,
Berfo Anadır halkım,
halkım anadır benim, böyle bilinsin.

varsa gelsin yüzü

varsa gelsin yüzü,
yüzleşelim yüzleşebildiğimiz kadar
belki ikiyüz ederiz,
olmazsa da ettiğimiz kadar;
konuşuruz,
bağırırız, öpüşürüz
kahkaha atarız zalim yarına,
belki titrer kader,
değişir
belki kadere hükmedilir,
yazılır..
belki çizilir
olmazsa iyi içilir,
iyi kafa bulunur olmazsa.
uyuruz,
aynı yatakta
değmeden birbirimize
uyandığımızda yabancı yabancı
şaşırırız belki geceye
gece severse bizi
belki değmek üzere
gideriz öbür geceye.
gecelerden gece beğeniriz
beğendiğimiz en geceyi,
birbirimize ithaf ederiz belki.
Varsa gelsin yüzü,
yüzsüzlük etmesin, kıymasın kendine
acımasın bana,
varsam derdinde bir tutam
belki öbür yanımdaki tutam,
derdine çaredir
değilse bile özür dilerim
kabul etmese de olur
kabul etmese de kendi rahatlar
sakinleşir
gerginlikten kaybettiği vicdanı,
rahatlıktan yol bulur
huzur solur o zaman
yumuşar taş gibi kalbi
pamuk gibi olur, gelsin.
Gelsin ki;
taşın üstünde yatırmasın aşkını
pamuk üstünde yatırsın.
varsa yüzü gelsin,
konuşalım, ağlayalım
içelim, sarhoş olup gidelim sonra
neresi olsa olur.

bir şiir hayal edin

Gece,

zifiri ardında uyur merhamet.
Ne lanet, yaşıyoruz hala vicdansızca

bu şiir,
vicdan boşalması değil
değil bir gözyaşı seli,
olmayacak çaresizlik,
çaresizliğin sesi
olmayacak.

bu şiir,
özgürlük için savaşanların silahıdır,
silahıdır savunanların insanlığı
yaşamı savunanların,
insanlığa onur olanların silahıdır.

bu şiir,
diktatörlere karşı başkaldıranların
zulüme karşı isyan edenlerin,
baskıya karşı irade gösterenlerin
merhamet ambargosunu yarıp,
insanlık limanlarına;
eşitlik taşıyanların direnişidir.

bir şiir hayal edin ey insanlar,
o şiir ki;
herkesi eşit kılsın!
o şiir ki;
uyuyan merhameti uyandırsın.
o şiir ki;
geceyi yaksın,
gündüzü taşısın yeryüzüne
yeryüzünü aydınlatsın ey insanlar,
yeryüzünü aydınlatsın!

iyi şeyler yapmadınız

Öyle şeyler yaptınız ki,
suya anlatsam öfkesinden kaynar
taşa anlatsam sinirinden çatlardı.
ama insanlar yok mu insanlar;
bugün izlediler olanları
uyudular
ve uyandıklarında;
hiçbir şey olmamış gibi yaşadılar.
Öyle yaşadılar ki hemde,
suya anlatsam küser göğe gider
taşa anlatsam sinirinden çatlardı.

çocuklar, ölümler, suçlular


ölünce,
taşıdığı kimliği silinir insanın
artık ne bir adı vardır ölenin
ne de bir soyu..
ölünce,
yaptıkları yaşar insanın.
yaptıkarı temsil eder insanı,
düşüncesi
etkisi,
kavgası yaşar;
bunların adı kalır.

mesela Erdal, Uğur, Ceylan..
mesela Berkin, Kadir, Doğan
çocuk yaşta
adamları korkutan kahramanlar..
çocuk kahramanlar
çocuktular,
keşke kahraman olmasaydılar da
yaşasaydılar!
yaşatmadılar o çocukları,
mermileriyle, bombalarıyla, işkenceleriyle
saldırdılar o çocuklara.
Parklarda oyunlar oynaması gerekirdi,
okullarda arkadaşlar edinmesi gerekirdi çocukların,
daha hiç öpemeden aşklarını
bize insan olmayı fısıldayarak
dik durmayı öğütledi ölümleri.
Biz o çocuklara sahip çıkamadık,
onlar yerine ölemedik diye
onları faşizmin pençelerinden alıp,
analarının kucaklarına veremedik diye öldüler.

her çocuk ölümü,
korkusundan susan
açlıktan korkan büyüklerin sebebidir.

Çocuklara siper olun dostlar,
katiller sokaklarda
fermanlarıyla geziyor.


sen-ben-o

Ne ben benim
ne de sen, sensin.
ben, olamadan
sen beni,
sen olamadan
ben seni yaşayamayız.
-biz- olamayız
o zaman;
sen, sen olmaya
ben, ben olmaya
bakalım.
Bize,
sen busun dedikleri
günün içindeyiz! ve
ne demişlerse şuan o-yuz
ve bizler,
"hayır o değilim" diyene kadar
özgür değiliz.
sadece "özgürüm" diyen köleyiz.

gürültü insanları


İçinizde ki sesi bastırıyor,
dışarıda ki kalabalık
işte bu yüzden,
sızlayan vicdanınızın
sesini duymuyorsunuz.
kapanmıyor televizyonlar,
susmuyor müzikler,
bitmiyor sohbetler...
vicdanlarınız sızlıyor,
duymuyorsunuz.
Duymuyorsunuz;
düşen bombaların sesini,
soğuktan moraran bebekleri,
açlığı, sefaleti duymuyorunuz!
Konuşuyorsunuz sürekli,
savaşları, cinayetleri, saldırıları
konuşuyorsunuz,
ama duymuyorsunuz!
Ve işte,
yalnızlıktan korkunuz bu yüzdendir
çünkü içinizde,
sizi kahreden bir ses var
ve o sesten kaçmak için,
dışınızda kalabalık istiyorsunuz.
Sahte gözyaşlarınız,
çevreciliğiniz,
sahte tarihiniz,
sahte inancınız..
hepsi kalabalık olmak
ve içinizdeki sesi bastırmak için.
Hayvan haklarını konuşan karnistler,
adaletten bahseden türcüler,
patriyarkal solcular,
belediye nikahlı feministler,
ailelerimiz diye bahaneler!
Hepiniz birbiriniz için,
muazzam birer gürültüsünüz
ve gürültünüz,
her birinizin içindeki o sesi bastırıyor.
İşe yarıyor yani,
bu yüzden;
girdiğiniz yolu savunmak zorundasınız.
Evet, çok iyi biliyorsunuz;
çünkü, bu gürültü kesildiğinde
içinizdeki ses suratınıza tükürecek.


Kendini sev/Hakikat budur

Kendini sev Sipse
kendini,
boşver onu, bunu
beni, seni..
***
kendini, severek tanıyacaksın
önce.
Sonra,
kendini bilerek seveceksin
herşeyi.
***
Hakikat budur,
kendini bul,
bulduğun kendini sev!
sen kendini sevmedikçe,
başkaları tarafından
sevilmeyeceksin,
birileri sende,
hep sana yabancı birini sevecek
ve sende
hep yabancı biri gibi sevdireceksin kendini.
Kendini bul,
kendini sev!
hakikat budur Sipse
***
yüreğinde
merhametin yurdu
aklının izi,
bir dizi kimlik
biri sensin, biri öteki.
aklının izinde,
merhametin yurduna yürü
orada kendini bul,
ötekini öp ve uğurla,
kendine gel,
kendini sev
hakikat budur Sipse,
hakikat budur.


değersizleşmek

değer vererek yaşadım
bunca sene,
verecek hiç değerim kalmadı
değersizleştim.

bunca senenin bir hatrı var,
söyleyecekleri var!

"değersiz insanlara harcanan her gün,
ömürden giden bir gün-dür"
diyor şimdi.
toplanan her birgün,
bunca senenin izini taşıyor şimdi.

görmek/görmemek

bazen zor,
bazen kolay hayat buysa.
göz yumunca kolay
göz görünce zor çünkü.
ikisi de bir irade,
ikisi de bir seçenek,
ikisi de elimde bunların.

Hiç tanımadığım kenar mahalle çocukları,
hiç selam vermediğim varoş amcalar
hiç öpmediğim hayat kadınları
siz varsınız, görüyorum.

çağ, zalimin çağıdır ya
sizi görmek için,
size bakmak gerekmiyor anlıyorum.

hayat; iki seçenekten biri
anlamak/anlamamak..
görmek/görmemek

ikisi de karakter bunların,
ikisi de onur
ikisi de vicdan..

ikisinden biri olmak; irade bunların.

uzak/yakın

çevremde durur

uzak ile yakın.
biri yanımdaki uzaktır,
biri uzağımdaki yakın.

Aklımda fikir/ Yaşamda amaç için...

Ah sen,

kimliğindeki onur,
elimdeki kalem
geleceğimdeki yolsun.
***
sen olmasan,
yer-içer-sıçar; yatarım.
umursamam
zalimin zulmünü,
mazlumun ahını
nefes almak için yaşarım.
***
iyi ki varsın