bana sormayın

bana değil,
halkıma sorun yalnızlığını halkımın
ölen ana-babalarıyla
halkıma sorun yetimliğini;
terk edilmişliği halkıma sorun bana değil!

Savaşta kılıçtan geçmeyi,
öldürüle öldürüle bitmemeyi;
açlıktan ölmeyi,
uzun yollar gitmeyi,
kimsesiz kalmayı bana sormayın,
bana sormayın halkımın yalnızlığını;
tarihe sorun!

Kanlı mayısı,
1864'ü
kan deryaları arasında,
soğumuş cesetlerde süt arayan yetimleri,
o yetimlerin bize miras bıraktığı soğukluğu
boğazı yırtılana dek bağırmayı, ama duyulmamayı;
bana değil,
halkıma sorun; yalnız kalmışlığı!

susuyor yalnızlığın

yalnızlığına dalmış,

ışıklardan çok uzakta
ve çok yakınında deliliğin.

patlasa bir anda;
içinden çıksa hasreti,
çıksa umudu
yayılsa gecesine, yayılsa keşke...
***

gülmek için bahane arayan kadınlar,
taş duvarlar gibi dizilmişler yüreğine adamın
adam taş duvar kadar soğuk ve ruhsuz bekliyor..

adam istiyor ki; bahanesi olmasın gülümseyişin
bir anda gelsin, 
bir anda gittiği gibi..

bir anda patladığı gibi tüfeğin,
merminin bir anda girdiği gibi..

ağlamaklıdır geceleri,
evladını beklediği gibi annenin bekliyor gece;
bekliyor ki bir öfke yansın,
sonra yağsın yağmuru; bir ateş sönsün.

ama öyle bir ateş düşüyor ki geceye;
sanarsın ki anneye gelmemek üzere gittiğini söylüyorlar evladın,
sanarsın ki;
gülmek için bahane arayan kadınlar,
ağlaklaşıyor..

bir ateş düşüyor ki geceye;
bekleyen yağmur bile söndürmeye utanıyor..
***
yalnızlığa dalıyor karanlıkta,
delirmeye yakın!

susuyor, susuyor çünkü bir konuşsa;
yürekler kanıyor...

gel kardeş


gel kardeş,
adım samimiyet benim açık olalım
açlığınım biraz,
hayal kırıklığınım; aldanışın ve  yalnızlığınım;
beni böyle kabul et!

gel oturalım karşı karşıya;
açlığın mideye vurduğu kadar samimi
aldanışın ve kırılışın kadar gerçek
kimsesizliğin kadar dürüstçe konuşalım seninle

önce sen söyle,
vatanın neresi senin?
mesela aynadır benim vatanım!

önce birbirimize çatalım seninle
başkalarına kızmadan,
birbirimizi bulalım
başkalarına sormadan

önce sen söye,
silahın nedir senin kardeş?
mesela, gerçekliktir benim silahım.




devrim için

devrim için
saatler birikti artık
tek tek saat toplayarak büyüttüğümüz yaş 
artık bir ömüre dönüşüyor olabilir..
geçen zaman çoğalıyor,
kalan zaman azalıyor
garip değil mi?

**
canımızı yakmadı
koşarken düşüşümüz
sevişimiz, sevişmemiz
yakmadı; alınmayan o lanet bisiklet
o güzelim ayakkabı...

canımızı yakmadı
ilk yolculuğumuz başka bir kente,
o kentte annesiz ilk gecemiz
yakmadı; ilk sıkı yumruk yediğimiz
o ilk yumruk atışımız...

canımızı yakmadı
ilk aç geçen gecemiz...

canımızı yaktığı kadar; geceye pürüzsüz teslim olan gündüzün varlığını duymanın yaktığı kadar!

hoşumuza gitmedi
ekmeği, suyu
acı gibi bölüşümüz
tedirginlikte;
güven verici güşüşümüz

hoşuma gitmedi 
ilk aşkımızı öpüşümüz
ilk barikatı kuruşumuz
ilk ateşi yakışımız
ve ilk kavgayı verişimiz!

hoşumuza gitmedi
ilk halay çekişimiz...

hoşuna gittiği kadar; gündüzün direnerek teslim aldığı geceyi gözümüzle görene kadar!

**

garip değil mi?
kalan zaman azalıyor
geçen zaman çoğalıyor,
artık bir ömre dönüşüyor olabilir..
tek tek saat toplayarak büyüttüğümüz yaş
saatler birikti artık
devrim için!