2/28/2014

Geceler

Siyah geceler,
örtünmüş kadın gibidir
merak uyandırırlar.

Kediler uyur,
köpekler uyur,
kuşlar ve insanlar uyur;
insanlık uyur!

karanlık uyumaz ama,
Ne derler?
Su uyur!

posted from Bloggeroid

2/23/2014

sen yoksun!

gerçeğin sana ihtiyacı var
sen yoksun,
gerçek yok bu yüzden..

renklerin ışığa özlemidir
siyahtan;
renkliyimdir ben
ama ışığımsın sen,
sen yoksun;
rengim de yok bu yüzden..

karanlığım ve hallerim

gel karanlığım
gel gör beni,
zindanımda ne kadar yalnızım.
bağırsam; bağırtım döner yankıyla,
gel bak, bu kalabalıkta nasıl tek başınayım?
şu yığının,
komplike çıkardığı gürültü;
ses değeri verir mi bana?
gel bak, bu gürültünün ortasında nasıl sağırım?

gel karanlığım,
aydınlık diye parıldayan akılların
tam içinden kop gel;
içini dök sonra,
gel bak; sensiz ne kadar yalnızım!

/karanlığım

Gözlerin göte benziyordu,
sanki bakmıyordu:
adeta hayatıma sıçıyordu...
                                         /hallerim

2/18/2014

yürümek

sadece yürümektir belki,
yürümek..
kafamın içinde epeylikler
mesafe dediğin vız,
acı dediğin tıs artık!
epeylikle kalmışım kafamda;
yol bitmiş,
dost gitmiş,
akşam sabaha vermiş kendini
güneş gelmiş..

yürümek,
epeyliktir belkide!
doldurup taşı-sopayı koynuna
taşlamak putu, peresti..
yıkmaktır belkide...

dedi doktorum

"Yalnızlık yasak" dedi sabah doktorum,
sana bir iki doz aşk yazıyorum...

Bir iki doz umut,
direnç
ve; fikir..
öyle ki,
istanbul da bağdat için ağlatacak
paris te istanbul için savaşacak bir fikir..
o gün gelene dek,
sağ tutacak bir direnç
ve o güne inanmak için bir umut! Yazıyor doktorum..

2/16/2014

aşka piştim

bir yol başında,
adı üstünde yolcuyum..
sapmalardan geldim, yanlış yollardan geçtim,
dikenli yollar aştım,
ateşler içinde yandım..doğruyu öyle öğrendim!

yüzyıllara yayıldı anlamam,
anlamakla ayıldım!

işim sevmekti,
ve ben aşk bahçesinin çiftçi
sevgi ekerdim bahçelere,
bir tohum vermezse,
dert ederdim içime
üzülürdüm, hemde senelerce

acıya itiraf

hayallerin dışındada hayal ettiğimin birazı olsun isterdim,
gözüm çok yüksekte değildi
standart mutluluk bile yeterdi!
oysa sen;
normali yetmedi,
anormal bir acıyla doldurdun yüreğimi..
kanarken dilim,
elim şiir yazarken
ve yüzüm somurtkan!

hayatta kalmak çok zor.
yaşamak isterdim seninle,
yaşamak isterdim bir çınar kadar;
ama çınarda sevseydi seni
benim kadar
oda ölürdü, en az benim kadar..

Şiire Selam

güneşi,
sen varken..
ve o aydınlığıyla var olan senide dahil ederek
güne;
merhaba dedirten.. bu sımsıcak şiir.

bilinir ;

baş kopartan bu şiir,
aşk uçuran bu şiir,
göze yaş boşaltan da bu şiir.

yıldızlara,
sen yokken dokundum..
yokluğun değerini bildirir olurken şu yüreğimde
seni;
sevdiren tek şey; benim istediğim gibi yazılıyor olman değil mi şiir?

vesselam.

Kalbin atmıyor Guashe


Açık kalmış gözlerin, yaşıyor hala..
ölen bedeninin üstünde.
ve o sımsıcak sözlerin içindesin kulağımda
dudakların oynamasada, sesin geliyor.
kalbin atmıyor Guashe,
ama biz asla inanmamıştık onun attığına..
sözlerin hala yol gösteren,
gözlerin harita..
ölen bedenin,
bir aracıydı senle ben arasında.

yakılası herşeyi yaktım,
korkmadım ama çekindim ve
inan bana sırf senin için ağladım ilk defa.

anlamsız sokaklar,
daha anlamsızlaştı..
boşa giden adımlarım vardı, kızardın ,
artık onlarda kalmadı !

bir sen vardın,
tanrı..
ve bundan öte,
hep sen olacaksın
görmediğim yaratıcı.
herkes elini gökyüzüne açarak yalvaracak
ben inancımla,
hep sana sevgimi yollayacağım , bulutlar boyu..

yaşayan cesetler!

bireyler toplanmış
bir katman dolusu ceset,
sabah işe gidiyor
akşam eve geliyor
yemek yiyebiliyorlar evet, 
televizyonu açıp, öyle yatanlarda var
ayarlayıp yatanlarda var,
otomatik kapanıp tasarruf yaparlar.

bir çoğunun çocuğu var
ve sende birinin çocuğusun
onu herşeyden çok seviyorsun ama
onunla,
sevmediğin şeyler kadar bile ilgilenemezsin.

sokaklarda her sabah
7 saatlerinde
duraklarda, caddelerde, kaldırımlarda
cesetler soluyor ,
nefes alıyorlar!

seviyorlar,
cesetler seviyor
çocuğunu seviyor
eşini seviyor
annesini seviyor
ailesinin hepsini seviyor onlar !

ama parayı daha çok seviyorlar
ve
mutluluk için gerekli oldugunu söyleyenler var
ama;
onun için mutluluğunu geri tepenler
mutlu olanlardan
yüzbinlerce kat daha fazla.

sevmeyi öğretin

Azgın bir nefret seliydi
Üstümüze yığılan
Bize hiç kimse sevmeyi öğretmedi
Ama
Öldürmeyi
Ve zarar vermeyi
Her fırsatta öğrettiler
Çoğu kez zarar verdik
Ve zaman zaman öldürdükte
Kusursuzca
Peki ne zaman
İhanet etmeden sevebildik
Keşke ağabeylerimiz
Öldürmek yerine
Sevmeyi öğretseydi bize
Ve
Öldürmek zarar vermek yerine
Kusursuzca sevebilseydik

Azgın bir nefret seliydi
Üstümden atmak istediğim
Ben kurtuldukça
Onlar tekrar bulaştırdı
Ve sanırsam ölüm
Umutlarımın tükendiği gün
Nefret dolmaktı

beyaz sayfama kocaman x yaptım

günlerden bekleneni,
o sevimli hayallerimizin içinde yaşadığı
çok uzak artık
ve biz artık yürüyemiyoruz.
anlaşamıyoruz sokaklarla ve dilsizleştik esasen

beyaz sayfama, kocaman bir X yaptım.
bu gidişlerin,
dönüşsüzlüğünde oluşturulan elvedaya,
haber salsın,
gittim, gittim, gittim.
sen bunu okurken düşünüyorsun belki
oysa ben yaşadım bunu
başından sonuna kadar.

beyaz sayfama, kocaman X yaptım.
bu sonsuzluğun
ortasında kaybolan her hayalim
biz gidemiyoruz sona, sonu yok...
ıslatılmış bir hoşça kal'la veda etme,
görüşürüz de , görüşürüz.. tüm bu dönüşsüz elvedaya inat
görüşürüz de , görüşürüz.

içimden dökülürken,
sonbahar harfleri, ve ilkbahara o kadar uzakta değil
buz gibi olmuş ruhuma,
yeni bir kış mevsimini haber ediyorlar,
oysa ben soğutuyorum kışları artık.

umut

suya düşmüş kelebeğin
kanat çırpışıydı, sevdayla ret gören genç
rüzgarı altına alamazdı kelebek,
ve gidemezdi gökyüzüne
ama çırpınırdı, denerdi..
bir balık onu yok edene kadar.
kelimeleri takamadım dilime
ve konuşamadım biriyle
ama denedim
bir belirti bekledim..
ta ki;
seni sevmiyorum diyene kadar..

masanın ortasında

Ertesi gün sancısıyla
lise aşkına tutunmuş yaşıyordum bilemeden
ilkbaharda, sonbahar gidi sararıyordum dertten.
kalbime giren hançeri aşk sanıyordum evvelden
şimdi görüyorum, acıyorum kendime..

sevdikçe sevilmeyesi geliyor insanın,
bırakıp gittim..
gittikçe seviliyorsun,
kaçtıkça değerin artıyor
az bulunan bir taş oluyorsun
arzulanıyorsun..

elini tutmayacağım
uzatma artık onlar kirli
pırıl pırıl sevdamı o ellerin katletti.
atan kalbim eskiden hep senin içindi
sonra anladım, herkesten önce kendine atmalı insanın kalbi.

masanın ortasında bıraktım eski o anıları
yalvaramadım kusura bakma, oyuncusu değilim..
masanın üstünde hatırladıklarınla yaşa artık beni,
akıllandım güzelim, haydi herkes yoluna..

aşkın psikolojisi

Yittiğin yerdedir,
bir yudum sudur seni boğar,
bir kibrit ateşidir yakar.
o hiçtir, peşinden koştuğun..
herşeydir, anlamadığın..
o hastalıktır, çaresiz..
ruhuna bulaşır,
onu doktorlar yok edemez,
onu sen yok edemezsin
onu ancak sevdiğin yok eder
hem zehir sevdiğindir
hem panzehirdir sevdiğin.
aşk psikolojik bir hastalıktır.

Değerler

Kendine verdiğin değeri,
sana başkası asla göstermeyecek.
ben insan bilirim,
kendini sevmez, değer vermez
ona değer katan; sevenleridir.
insan bilirim,
kendi için ölen.

ve ben
kendim için ölürken
bana değer verenlerin boynunu eğmemek için
herşeye verdiğim değeri sürekli vurgulayacağım.

korku;
değerin düşmanıdır.
korkuyla yapılan herşey,
yıkılır.