12/30/2014

Dosta-düşmana karşı

gece beni perdeledi,
bir odada,
bir yatağa
yapayalnız; hayallerle, şarkılarla.
Aklımın derinlerinde
anamın korkularına duyduğum
hüzünlerle,
babamın her seste
benim için hissettiği endişelere ortaklıkla.

bende gecenin perdelerini,
cesaretle araladım,
dostlarla, umut içinde
korkmadan, haykırarak adaleti
ve halkımın sefaletine
çığlık gibi bağırıp
çığ gibi düşmesini bekleyerek öfkenin.
Anamın korkularına,
babamın endişelerine
benim de ortaklığıma rağmen;
kendimden, hayatımdan, şiirlerimden ödün vererek
göze alarak
bir daha dönmemeyi bu yatağa
bir daha dinlememeyi bu şarkıları
bir daha sevememeyi köpeğimi
öpememeyi yiğenimi
çocuklara gülümseyememeyi göze alarak,
gecenin perdelerini araladım.

eğer babamın endişeleri haklıysa
ve anamın korktuğu şey olursa,
olur ya;
kalemimden, defterimden, sevdiklerimden, köpeğimden,
çocuklardan, halklardan, barıştan, adaletten söküp alırlarsa ellerimi
şiirlerim halklarındır.
ve bütün malvarlığım,
şiirlerimdir.

halkım Ulviye Civelek'in halkıdır.
halkım kadındır
ve Çerkesdir.
Halkım Berkin Elvan'ın, Kadir Çakmak'ın
ve nice ismi bilinmeyen çocuğun halkıdır
halkım çocuktur benim.
Çocuğunun kemiklerini isteyen,
Berfo Anadır halkım,
halkım anadır benim, böyle bilinsin.

12/26/2014

varsa gelsin yüzü

varsa gelsin yüzü,
yüzleşelim yüzleşebildiğimiz kadar
belki ikiyüz ederiz,
olmazsa da ettiğimiz kadar;
konuşuruz,
bağırırız, öpüşürüz
kahkaha atarız zalim yarına,
belki titrer kader,
değişir
belki kadere hükmedilir,
yazılır..
belki çizilir
olmazsa iyi içilir,
iyi kafa bulunur olmazsa.
uyuruz,
aynı yatakta
değmeden birbirimize
uyandığımızda yabancı yabancı
şaşırırız belki geceye
gece severse bizi
belki değmek üzere
gideriz öbür geceye.
gecelerden gece beğeniriz
beğendiğimiz en geceyi,
birbirimize ithaf ederiz belki.
Varsa gelsin yüzü,
yüzsüzlük etmesin, kıymasın kendine
acımasın bana,
varsam derdinde bir tutam
belki öbür yanımdaki tutam,
derdine çaredir
değilse bile özür dilerim
kabul etmese de olur
kabul etmese de kendi rahatlar
sakinleşir
gerginlikten kaybettiği vicdanı,
rahatlıktan yol bulur
huzur solur o zaman
yumuşar taş gibi kalbi
pamuk gibi olur, gelsin.
Gelsin ki;
taşın üstünde yatırmasın aşkını
pamuk üstünde yatırsın.
varsa yüzü gelsin,
konuşalım, ağlayalım
içelim, sarhoş olup gidelim sonra
neresi olsa olur.

12/22/2014

bir şiir hayal edin

Gece,
zifiri ardında uyur merhamet.
Ne lanet, yaşıyoruz hala vicdansızca

bu şiir,
vicdan boşalması değil
değil bir gözyaşı seli,
olmayacak çaresizlik,
çaresizliğin sesi
olmayacak.

bu şiir,
özgürlük için savaşanların silahıdır,
silahıdır savunanların insanlığı
yaşamı savunanların,
insanlığa onur olanların silahıdır.

bu şiir,
diktatörlere karşı başkaldıranların
zulüme karşı isyan edenlerin,
baskıya karşı irade gösterenlerin
merhamet ambargosunu yarıp,
insanlık limanlarına;
eşitlik taşıyanların direnişidir.

bir şiir hayal edin ey insanlar,
o şiir ki;
herkesi eşit kılsın!
o şiir ki;
uyuyan merhameti uyandırsın.
o şiir ki;
geceyi yaksın,
gündüzü taşısın yeryüzüne
yeryüzünü aydınlatsın ey insanlar,
yeryüzünü aydınlatsın!

12/19/2014

iyi şeyler yapmadınız

Öyle şeyler yaptınız ki,
suya anlatsam öfkesinden kaynar
taşa anlatsam sinirinden çatlardı.
ama insanlar yok mu insanlar;
bugün izlediler olanları
uyudular
ve uyandıklarında;
hiçbir şey olmamış gibi yaşadılar.
Öyle yaşadılar ki hemde,
suya anlatsam küser göğe gider
taşa anlatsam sinirinden çatlardı.

12/18/2014

çocuklar, ölümler, suçlular


ölünce,
taşıdığı kimliği silinir insanın
artık ne bir adı vardır ölenin
ne de bir soyu..
ölünce,
yaptıkları yaşar insanın.
yaptıkarı temsil eder insanı,
düşüncesi
etkisi,
kavgası yaşar;
bunların adı kalır.

mesela Erdal, Uğur, Ceylan..
mesela Berkin, Kadir, Doğan
çocuk yaşta
adamları korkutan kahramanlar..
çocuk kahramanlar
çocuktular,
keşke kahraman olmasaydılar da
yaşasaydılar!
yaşatmadılar o çocukları,
mermileriyle, bombalarıyla, işkenceleriyle
saldırdılar o çocuklara.
Parklarda oyunlar oynaması gerekirdi,
okullarda arkadaşlar edinmesi gerekirdi çocukların,
daha hiç öpemeden aşklarını
bize insan olmayı fısıldayarak
dik durmayı öğütledi ölümleri.
Biz o çocuklara sahip çıkamadık,
onlar yerine ölemedik diye
onları faşizmin pençelerinden alıp,
analarının kucaklarına veremedik diye öldüler.

her çocuk ölümü,
korkusundan susan
açlıktan korkan büyüklerin sebebidir.

Çocuklara siper olun dostlar,
katiller sokaklarda
fermanlarıyla geziyor.


12/16/2014

sen-ben-o

Ne ben benim
ne de sen, sensin.
ben, olamadan
sen beni,
sen olamadan
ben seni yaşayamayız.
-biz- olamayız
o zaman;
sen, sen olmaya
ben, ben olmaya
bakalım.
Bize,
sen busun dedikleri
günün içindeyiz! ve
ne demişlerse şuan o-yuz
ve bizler,
"hayır o değilim" diyene kadar
özgür değiliz.
sadece "özgürüm" diyen köleyiz.

12/09/2014

gürültü insanları


İçinizde ki sesi bastırıyor,
dışarıda ki kalabalık
işte bu yüzden,
sızlayan vicdanınızın
sesini duymuyorsunuz.
kapanmıyor televizyonlar,
susmuyor müzikler,
bitmiyor sohbetler...
vicdanlarınız sızlıyor,
duymuyorsunuz.
Duymuyorsunuz;
düşen bombaların sesini,
soğuktan moraran bebekleri,
açlığı, sefaleti duymuyorunuz!
Konuşuyorsunuz sürekli,
savaşları, cinayetleri, saldırıları
konuşuyorsunuz,
ama duymuyorsunuz!
Ve işte,
yalnızlıktan korkunuz bu yüzdendir
çünkü içinizde,
sizi kahreden bir ses var
ve o sesten kaçmak için,
dışınızda kalabalık istiyorsunuz.
Sahte gözyaşlarınız,
çevreciliğiniz,
sahte tarihiniz,
sahte inancınız..
hepsi kalabalık olmak
ve içinizdeki sesi bastırmak için.
Hayvan haklarını konuşan karnistler,
adaletten bahseden türcüler,
patriyarkal solcular,
belediye nikahlı feministler,
ailelerimiz diye bahaneler!
Hepiniz birbiriniz için,
muazzam birer gürültüsünüz
ve gürültünüz,
her birinizin içindeki o sesi bastırıyor.
İşe yarıyor yani,
bu yüzden;
girdiğiniz yolu savunmak zorundasınız.
Evet, çok iyi biliyorsunuz;
çünkü, bu gürültü kesildiğinde
içinizdeki ses suratınıza tükürecek.


Kendini sev/Hakikat budur

Kendini sev Sipse
kendini,
boşver onu, bunu
beni, seni..
***
kendini, severek tanıyacaksın
önce.
Sonra,
kendini bilerek seveceksin
herşeyi.
***
Hakikat budur,
kendini bul,
bulduğun kendini sev!
sen kendini sevmedikçe,
başkaları tarafından
sevilmeyeceksin,
birileri sende,
hep sana yabancı birini sevecek
ve sende
hep yabancı biri gibi sevdireceksin kendini.
Kendini bul,
kendini sev!
hakikat budur Sipse
***
yüreğinde
merhametin yurdu
aklının izi,
bir dizi kimlik
biri sensin, biri öteki.
aklının izinde,
merhametin yurduna yürü
orada kendini bul,
ötekini öp ve uğurla,
kendine gel,
kendini sev
hakikat budur Sipse,
hakikat budur.


12/07/2014

değersizleşmek

değer vererek yaşadım
bunca sene,
verecek hiç değerim kalmadı
değersizleştim.

bunca senenin bir hatrı var,
söyleyecekleri var!

"değersiz insanlara harcanan her gün,
ömürden giden bir gün-dür"
diyor şimdi.
toplanan her birgün,
bunca senenin izini taşıyor şimdi.

görmek/görmemek

bazen zor,
bazen kolay hayat buysa.
göz yumunca kolay
göz görünce zor çünkü.
ikisi de bir irade,
ikisi de bir seçenek,
ikisi de elimde bunların.

Hiç tanımadığım kenar mahalle çocukları,
hiç selam vermediğim varoş amcalar
hiç öpmediğim hayat kadınları
siz varsınız, görüyorum.

çağ, zalimin çağıdır ya
sizi görmek için,
size bakmak gerekmiyor anlıyorum.

hayat; iki seçenekten biri
anlamak/anlamamak..
görmek/görmemek

ikisi de karakter bunların,
ikisi de onur
ikisi de vicdan..

ikisinden biri olmak; irade bunların.

12/03/2014

uzak/yakın

çevremde durur
uzak ile yakın.
biri yanımdaki uzaktır,
biri uzağımdaki yakın.

Aklımda fikir/ Yaşamda amaç için...

Ah sen,
kimliğindeki onur,
elimdeki kalem
geleceğimdeki yolsun.
***
sen olmasan,
yer-içer-sıçar; yatarım.
umursamam
zalimin zulmünü,
mazlumun ahını
nefes almak için yaşarım.
***
iyi ki varsın

11/27/2014

ayrılıkların, birleşmelerin ortasına koyacağız!

Bu ayrılık yetmez bize,
yetmez..
Kıta-kıta,
renk-renk
ırk-ırk
sınıf-sınıf
ülke-ülke
bölge-bölge
kent-kent
belde-belde
köy-köy
mahalle-mahalle
sokak-sokak
sülale-sülale
ev-ev
aile-aile
anne-baba
abi-kardeş ayrılacağız.

Abi-kardeş
anne-baba
aile-aile
ev-ev
sülale-sülale
sokak-sokak
mahalle-mahalle
köy-köy
belde-belde
kent-kent
bölge-bölge
ülke-ülke
sınıf-sınıf
ırk-ırk
renk-renk
kıta-kıta birleşeceğiz sonra
Bu birleşme yetmez bize, yetmez!

Bu ayrılığın,
bu birleşmenin adını koyacağız
ulu-orta
açık-seçik
senli-benli koyacağız.

Tam ortasına,
tam ortamıza
ortaya koyacağız; ayrılıkların, birlikteliklerin, savaşın, barışın, zenginin, fakirin, siyahın, beyazın, senin, benim, bizim sizin, onların tam ortasına koyacağız.


Adını koyacağız!

11/24/2014

yaşıyorum bende

yaşıyorum bende,
sabah güneşiyle hortlayan
ahlaklı zalimlerin
eğitimli zulmünü.
kaçıncı günaydın bu,
başkalarına yetişme telaşıyla geçen?
kaçıncı günaydın, kendine geç kalan?
kendinden kaçarak,
sokak sokak,
durak durak,
iş-iş..
sınıf-sınıf koşturduğumuz
kaçıncı para kazanma maratonumuz?

yaşıyorum bende,
akşamı iple çekmekten yorgun düşerek.
uykuya açım,
sevgiliye-zamana
kendime açım, yaşıyorum.
banka hesabımda,
biriken sayılar
hayatımı azaltıyor
işe yetişmesine yetişirken
kendime epey bir geç kalıyorum
kendimi özlüyorum.
kendimi özlerken,
yaşıyorum bende.

11/19/2014

aslında sen yoksun, ben varım diye sen oluyorsun.

aslında sen yoksun
ben varım diye sen oluyorsun.

açlık

sürekli aç kalmaktan
doymayı unuttular insanlar,
doymayı unutunca
açlığı da unuttular
açlığı unutarak doydular sonra...


11/18/2014

zalimin tarihi

zalimin tarihinde
terör yarattık mazlumca
"hak" dedik, "adalet" dedik.
sarstık bin odalı sarayların içinde
onlar-bunlar diyen diktatörlerin 
zenginlik uykularını.

zalimin tarihinde,
halkların hiç olmayan huzurunu bozduk
"anadil" dedik "eşitlik" dedik
asimilasyon yatağı olan coğrafyada,
anamızın dilini yasaklayan zihniyetin
hayallerine saldırdık.

Zalimin tarihi,
zalimle olanadır.

ne mutlu onların tarihinde,
tek kelime övgü bulamayacaksınız bize.

11/17/2014

dağları söyleyin

kırgınmış bana kentler,
ya dağlar? dağları söyleyin dostlar
yoldaş mı bana o dağlar?
kış aylarında,
kaya uçlarında buz tutan o dağlar
ilkbaharlarında,
su verecek mi bana onu söyleyin yoldaşlar!
sararıp çürüyen otların aralarından,
toprağı yararak gelincik açacaklar mı bana?
kentleri umursayan kim?
hep aynı gri,
hep aynı beton
hep uyuşturan bir telaş,
biriken sayılar,
azalan yaşam...
dağları söyleyin bana yoldaşlar!

11/09/2014

benzemez

yüreğime aşkla bastığım bir inanç ki geleceğimiz,
bu zalimlerin bize dayattığı hayata benzemez.
hiç istemeden;
zorunlu bırakılarak atıldığım şu lanetli serüven,
şu oyun,
vahşet, acımasızlık..
şu illet,
rekabet, kafasızlık
şu kalpsizlik, körlük ve sağırlık..
deliye dönmüş insanlık..
bunu severek mi yaşıyorum ki,
ilk fırsatını bulduğum anda yok etmeyeyim?
zalimlerin bize dayattığı bu hayat ki,
yüreğimize aşkla bastığımız kavgaya hiç benzemez!

11/08/2014

bir damla yaş süzülüyor

tarihten bir trende,
sürgünlük bir çocuk oluyorum
yaylalardan-denizlere
denizlerden-ölümlere uzanan.
Bir damla yaş süzülüyor kara gözlerimden,
damlaya-damlaya birikiyor avuçlarımda;
kalbime basıyorum avuçlarımı
karadeniz oluyor.

acım;
insanlığı sırtlamıştır
yüreğime taşarken,
acılara dolarken gözüm,
karadeniz damlamıştır benim.
Acı çekeni anlarım yurdunda,
acı çektirilmiştir yurdumda çünkü bana!
tarihin treninden iniyorum,
çöl gibi yalnız bırakılmış halkların
elbruz gibi yeşermesine saldırılıyor,
bir damla yaş süzülüyor kara gözlerimden,
damlaya-damlaya birikiyor avuçlarımda
yüreğime basıyorum avuçlarımı
halkların kardeşliği oluyor.

11/07/2014

şanlı sinekler

kent,
içimizi karartıyor diye
aydınlatılıyor sokaklar
ve biz,
yalnızlığın şanlı sinekleriyiz
o aydınlığa kanmış!
Uçuyoruz!
Birbirimizin vızıltısından,
bombaları duymadan
ve duymadan anaların feryadını,
evlatların ahlarını duymadan uçuyoruz!

9/22/2014

ah güzel sevdalığım benim,
üstüne akın eden hayatı
nasıl tarif edeyim bilemedim.
Bilemedim;
acıyla dolan yarına inat
umutla duran direnen neşeyi?

benim üstüme akın eden hayat,
senin bana uzaklığındır.

benim yarınıma dolan acıya inat,
umutla direnen neşem adındır.

9/17/2014

zalimin merhametine,
korkağın cesaretine muhtaç kaldık.
Sözde "adalet talep" ediyoruz katillerin ülkesinde,
cesaret bekliyoruz korkaklardan..

7/23/2014

akıl kuşatması

Kuşatmadayız arkadaş;
akıl kuşatmasındayız!
Biz;
"hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için" dedikçe
onlar bölücü diyorlar bize;
oysa onların yürekleri bölünmüş
oysa kalpleri, vicdanları kör
akılları satılmış
dilleri zehirli onların!

oysa biz,
bizi sefil hayatımıza mahkum edip
yanyana gelmemizi engelleyen
bizi bölen,
bizi paramparça edenlere karşı birleşiyoruz!

hangimiz hangimizi bölüyor,
hangimiz hangimizi seviyor arkadaş; anlatamıyoruz!


7/22/2014

dengeliyetçilik

böcekler kuşların,
kuşlar farelerin,
fareler kedilerin,
kediler köpeklerin 
tarafını tutuyor ama;
köpekler kedileri,
kediler fareleri,
fareler kuşları
ve kuşlar böcekleri öldürüyor.

olan, ölene oluyor...

Kılcal/201407

7/15/2014

bir olacağız diye,
hiç olmadık artık
var olmak için,
bir olmasakta olur.

yol uzun,
dost sessiz,
düşman azgın;
içimizde aklı satılmış
ve gözü mühürlüler dolu
biliyorum yoldaş,
eşitlik taşının altı tehlike dolu...
ama ellerimiz feda olsun eşitliğe
varsın düşsün,
kırsın kolumuzu
alsın canımızı
hep yarım kalmak
ve hep yarım yaşamaktansa
tam bir hayat arzusuyla,
eşitlik kavgasıyla
dayanışma şiarıyla 
cesareti doruklara taşıyarak
kavgamızı;
geleceğe aşılayarak ölmek
öyle yarım yamalak kalmaktan,
öyle boyun, bel bükmekten
satılmaktan iyidir.

bir olacağız diye,
hiç olmuyorsak..
var olmak için,
bir olmayı bırakmalıyız.

#apiscanberk

6/29/2014

gelmişime-geçmişime tüküreyim

ne bilir ki tok,
açı, halini-hatrını, gelmişini-geçmişini?
bir tok olarak doğdum,
gelmişime-geçmişime tüküreyim
halimi-hatrımı sormayın sakın;
tarlabaşı'ndaki çocuklar
karton üzerinde yatıyor,
hep açlar ama ölmeyecek kadar yiyorlar
hastalanıyor-hastane görmüyorlar
14 yaşında anne olan kadınlardan,
15 yaşında şehit olan çocuklara
bu sokakta- bu şehirde- bu ülkede,
bu dünyada,
bu galakside, evrende; bakacak yüzümüz mü var?
halimi-hatrımı sormayın sakın,
gelmişime-geçmişime tüküreyim kendimin
tatile çıkamayan silik suratlı memure ve memurlar;
bar taburesinde popolarını morartırken
sözde; kötü olan herşeyi lanetliyor,
sözde; örgütleniyorlar
sözde; kurtaracaklar.
Bir gün aç kalmaya tahammülü olmayanlar,
hayatını yarı aç olarak yaşayanları kurtarmayacaklar.
Devrimi;
Sanayii'deki çıraklar,
Kerhanedeki fahişeler,
Evsizler ve tinerciler tetikleyecekler
ve tüm bu devrime;
salon devrimcileri isim verecekler yine.
Gelmişime-geçmişime tüküreyim.

6/22/2014

Kirlettiler

Gece tertemizdi
tertemizdi karanlığımız
bu yüzden gece uyurduk birbirimizle,
sarılarak birbirimize.
Kirlettiler gecemizi;
sahte güneşleriyle,
sokak lambası dedikleriyle!
Gecemiz kirlenene dek;
tertemizdi birbirimize sarılışımız
uykumuz,
tertemizdi rüyamız...

Tertemizdi çocukluğumuz
tertemizdi dövüşümüz,
bu yüzden en büyük dostluğumuz
dövüştükten sonra olmuştu.
Kirlettiler çocukluğumuzu;
okullarıyla, eğitimleriyle,
yalan tarihleriyle!
Çocukluğumuz kirlenene dek;
tertemizdi kalbimiz
sevişimiz,
tertimizdi sevişmemiz...



6/10/2014

kalbimiz ölüyor!

kalbimizi öldürüyorlar;
çocukları sevmeyelim diye!
sevmeyelim diye yaşamı kardeşçe.

kalbimizi öldürüyorlar!
sızlamasın diye,
sızlamasın diye öldürürken..

kalbimizi öldürüyorlar!
vicdanımız, onurumuz, adaletimiz sussun
kan kussun diye topraklar...

ölüyor kalbimiz,
Lice'de, Gezi'de
ve ıssız işkence dünyasında
bir hücrede ölüyor.
Görmüyor gözümüz ölümü,
görmüyor diye,
çocuklar oynuyor ölümle;
çocuklar ölüyor.

ölüyor kalbimiz,
ölüyor; brezilyadan, türkiyeye
faşizmin el attığı her yerde
her defasında,
istisnasız, düşüncesiz
hayalleri olanları,
silahları olanlar vuruyor;
ölüyor insanlık,
insanlığımız ölüyor
tüm bu ölümü bayraklar örtüyor.

6/02/2014

Bırak ağlasın!

ardında yalan bir umut
sahte bir mutluluk yaratmamışsa yarın,
diren o samimiyeti korumak için!
yalanla güldürmemişsin kadınını belki,
belki gerçekle ağlatmışsın;
bırak biraz daha ağlasın!

bırak zulası patlasın aşkın,
onurlu bir yarın için...
bırak yanlış anlasınlar seni!

sen tutun insanlığınla gerçeğe
mücadelenle tutun,
çocuklar için,
kadınlar için
gerçek bir yarın için tutun...

ANı yalanla kuşatıp,
küçük tebbessümlere satılmış yüzleri bırak
sen şairin tekisin,
delisin!

gerçekle ağlat yüzleri,
ağlat ki bugün;
yarın çocuklar da az gülsün!

5/25/2014

bana sormayın

bana değil,
halkıma sorun yalnızlığını halkımın
ölen ana-babalarıyla
halkıma sorun yetimliğini;
terk edilmişliği halkıma sorun bana değil!

Savaşta kılıçtan geçmeyi,
öldürüle öldürüle bitmemeyi;
açlıktan ölmeyi,
uzun yollar gitmeyi,
kimsesiz kalmayı bana sormayın,
bana sormayın halkımın yalnızlığını;
tarihe sorun!

Kanlı mayısı,
1864'ü
kan deryaları arasında,
soğumuş cesetlerde süt arayan yetimleri,
o yetimlerin bize miras bıraktığı soğukluğu
boğazı yırtılana dek bağırmayı, ama duyulmamayı;
bana değil,
halkıma sorun; yalnız kalmışlığı!

susuyor yalnızlığın

yalnızlığına dalmış,
ışıklardan çok uzakta
ve çok yakınında deliliğin.

patlasa bir anda;
içinden çıksa hasreti,
çıksa umudu
yayılsa gecesine, yayılsa keşke...
***

gülmek için bahane arayan kadınlar,
taş duvarlar gibi dizilmişler yüreğine adamın
adam taş duvar kadar soğuk ve ruhsuz bekliyor..

adam istiyor ki; bahanesi olmasın gülümseyişin
bir anda gelsin, 
bir anda gittiği gibi..

bir anda patladığı gibi tüfeğin,
merminin bir anda girdiği gibi..

ağlamaklıdır geceleri,
evladını beklediği gibi annenin bekliyor gece;
bekliyor ki bir öfke yansın,
sonra yağsın yağmuru; bir ateş sönsün.

ama öyle bir ateş düşüyor ki geceye;
sanarsın ki anneye gelmemek üzere gittiğini söylüyorlar evladın,
sanarsın ki;
gülmek için bahane arayan kadınlar,
ağlaklaşıyor..

bir ateş düşüyor ki geceye;
bekleyen yağmur bile söndürmeye utanıyor..
***
yalnızlığa dalıyor karanlıkta,
delirmeye yakın!

susuyor, susuyor çünkü bir konuşsa;
yürekler kanıyor...

5/10/2014

gel kardeş


gel kardeş,
adım samimiyet benim açık olalım
açlığınım biraz,
hayal kırıklığınım; aldanışın ve  yalnızlığınım;
beni böyle kabul et!

gel oturalım karşı karşıya;
açlığın mideye vurduğu kadar samimi
aldanışın ve kırılışın kadar gerçek
kimsesizliğin kadar dürüstçe konuşalım seninle

önce sen söyle,
vatanın neresi senin?
mesela aynadır benim vatanım!

önce birbirimize çatalım seninle
başkalarına kızmadan,
birbirimizi bulalım
başkalarına sormadan

önce sen söye,
silahın nedir senin kardeş?
mesela, gerçekliktir benim silahım.




5/04/2014

devrim için

devrim için
saatler birikti artık
tek tek saat toplayarak büyüttüğümüz yaş 
artık bir ömüre dönüşüyor olabilir..
geçen zaman çoğalıyor,
kalan zaman azalıyor
garip değil mi?

**
canımızı yakmadı
koşarken düşüşümüz
sevişimiz, sevişmemiz
yakmadı; alınmayan o lanet bisiklet
o güzelim ayakkabı...

canımızı yakmadı
ilk yolculuğumuz başka bir kente,
o kentte annesiz ilk gecemiz
yakmadı; ilk sıkı yumruk yediğimiz
o ilk yumruk atışımız...

canımızı yakmadı
ilk aç geçen gecemiz...

canımızı yaktığı kadar; geceye pürüzsüz teslim olan gündüzün varlığını duymanın yaktığı kadar!

hoşumuza gitmedi
ekmeği, suyu
acı gibi bölüşümüz
tedirginlikte;
güven verici güşüşümüz

hoşuma gitmedi 
ilk aşkımızı öpüşümüz
ilk barikatı kuruşumuz
ilk ateşi yakışımız
ve ilk kavgayı verişimiz!

hoşumuza gitmedi
ilk halay çekişimiz...

hoşuna gittiği kadar; gündüzün direnerek teslim aldığı geceyi gözümüzle görene kadar!

**

garip değil mi?
kalan zaman azalıyor
geçen zaman çoğalıyor,
artık bir ömre dönüşüyor olabilir..
tek tek saat toplayarak büyüttüğümüz yaş
saatler birikti artık
devrim için!






4/21/2014

M. Kaplan için; Biricikleşmiş sevgilimize


bir gece,
bütün dertleri aralayıp
ta göğün, ta aya açılmış gönlüne uzanırsa ellerim;
ışığını tutup,
dertlerine sereyim-kurtul diye meleğim.

üstünde zifirisi var ihanetin,
senin affettiğin kadar tanrı affetmedi bizi,
senin sevdiğin kadar sevmedi İsa bizi..
yüzün kadar aydınlatmadı güneş günümüzü,
hüznün kadar karartamadı gece yüzümüzü..

bir gece izin ver,
en temiz nurunu alalım ayın
en kara, kanayan tek yaran kalbin için getirelim
nasıl ki umudunu bizimle paylaşıp,
derdini bizim için saklamışsan izin ver;
umudumuzu senin için paylaşalım seninle,
derdimizi sana saklayalım;

senin iyiliğin,
iyi bütün herşeyin güzelliğinedir
sen güldüğün zaman
biz ağlamayı unuturuz,
geceyi kalbimizde;
adını sayıklayarak uyuturuz.



4/15/2014

sensizliğim, sarhoşluğum...

geceleri aşkın yokluğu
büyüyor içimde,
büyüyor durmadan boşluğu bunun işte..
büyümüş boşluklarıma,
adını haykırıyorum geçmişin;
sesim çok uzaklarıma gidiyor sevgilim,
çok uzaklarımdan dönüyor geri
çarpıyor kalbime;
kalbim çarpıyor...

içiyorum yine
büyüyor..
büyüyor yokluğun sevgilim,
hiç durmadan büyüyor!
sonra eziliyorum büyüklüğünde yokluğun;
içmekten bayılıyorum,
sonra buz gibi gecenin,
sensiz bir yerinde daha ayılıyorum..

elim üşüyor,
elini tutmuyor diye..

sesim titriyor,
kulağına gitmiyor diye..

kulağım çınlıyor,
sesini duymuyor diye..

geceyi şarap yapıyorum,
şişeye saklıyorum;
şarap kadehlerime bile yokluğun dökülüyor,
sarhoş oluyorum sensizlikle...
sensizliğimi haykırıyorum geceye,
gece uzun;
sesim uzaklara gidiyor,
uzaklardan geliyor sesim sensizce..
kalbime çarpıyor,
kalbim çarpıyor sevgilim

kalbim acıyor;
kalbine değmiyor diye.

3/29/2014

ha, şu 'oy' mu?


çocukları öldürenler-diyorum,
sanki oy almayarak gelmişlerdi iktidara?
oy verebilirsiniz tabi,
ama çocukları öldürenlere,
oy almamış gibi davranamazsınız.

belki sizin oyunuz,
özgürlük verecektir gerçekten
belki adalet gelecektir oyunuzla
bolluk, huzur, refah gelecektir belki-de

ama bugün;
baskı da,
adaletsizlik de,
açlıkta, savaşta, acı da
başımıza oyla geldi.

o sandıktır ki;
içinden açlıkta çıkarır, bollukta..
kölelikte çıkarır, özgürlükte..

o sandıktır ki;
içinde katiller ile kurbanları
bir araya getirir
ve yarıştırır.


3/18/2014

tesadüf değil

tesadüf değil;
Berkin için,
Hasan için, Ethem ve Ali için,
Medeni ve Abdocan için ağlamışız birlikte!

acın, acımdır
kavgan da kavgam ey sevdiğim..

acımızı da çekelim,
kavgamızı da sürelim birlikte,
sokaklara inelim,
inletelim betonlarını istanbulun,
titretelim faşistlerini;
dosta, düşmana gösterelim;
devrimin gelişini.

tesadüf değil;
aynı şeyi arıyor olmamız
belli ki
hepimizin canını yakmışlar
hepimizin olanı çalmışlar bizden
hepimizin davası var!

davan, davamdır
hasretin devrime hasretim gibi yangın şuan!

bedel istedi düşman,
bedel olamadık davamızda,
çocuklarımız düştü, kollarımızda.
Bedel verdik,
söz de veriyoruz o zaman,
bedel de alacağız.


3/16/2014

o ateş

gecenin kalbindedir
atışı kalbinin..
işte bu yüzden;
illa yanar bir yerde ateş
yandığı gibi yüreğimizin
öyle derin, öyle anlamlı yanar ateş.
o ateş sorular sorar karanlığa;
der ki;

'ey melun cevap ver;
kaç ölmüş çocuk bedenidir refahın?'

kalbimiz öfkemize taşar,
'ileri!' der vicdan
geri kalan kalpsiz olandır o vakit
bütün insanlar en önde koşar giderler ileri
gerisi zifiridir;
kalbimizin öfkesiyle yanmıştır o ateş;
karanlığı kıstırır
ve sorar;

'ey melun dev-let,
ey kalpsiz taş parçası
ey coğrafyamı dikenli tellerle kanatan,
ey katil! söyle bana;
kaç kilogramdır vicdanın?
on beşinde,
onaltı kilogram bir çocuğu bile kaldıramadın.'


3/15/2014

çocuklar ölmüşken

çocuğunu sevmek,
onu korumak,
düşünmek
ve hatta;
sırf bu yüzden
askerden kaçırmak
onun için yalan bile atmak
elbette babalıktır...

ama başka bir babanın
kuzusu ölmüşken,
başka bir baba oğlunu eliyle gömmüşken,
çocuklar ölürken

sayın başbakan evet,
çocuklar ölürken...

çocuklar ölmüşken,
babalara bağırmak sayın başbakan

çocuklar ölmüşken,
ana yuhlatmat,
kesinlikle insanlık değildir sayın başbakan...

posted from Bloggeroid

3/14/2014

Uyanamayınca Çocuklar

Katleden belli,
gaz veren belli!
düşman pusmuş değil,
uyan artık;
adı belli, şanı belli!
silahını çekmiş,
resmi belli, kendi belli!

güneşin ateşini,
geceye taşıyın ey dostlar!
zalimi kendi yağında kavurma vaktidir!
bize karşı suç işlendi,
bu suçu açığa çıkarma vaktidir!
bu saatten sonra;
tarafsız kimse yok!

uyanamayınca çocuklar uykularından,
uyuyamasın büyükler kahırlarından!

3/07/2014

gidiyor umut, sevinç ve neşe..!




karanlıkta gidiyor, sönüyor umut, sevinç ve neşe.. gel dese ölüm koşa koşa gidecek bence gel demiyor, gel demiyor diye, kalıyor işte. sönüyor ışık, gidiyor umut, sevinç ve neşe..! ölüm sebepsiz bir kaçış, yaşam anlamsız bir yalnızlık.. halimiz; yarımız ölmüş, yarımız çaresiz bir aydınlık! ne ben ölümü verebilirim kendime ne de yaşam şu saatte kendini sevdirebilir bence.

Yalnız Şairler!


yalnızlık düşmüş göğün gözünden,
yerin üstüne,
sırılsıklam yalnızız insanlar olarak...
...ve bir yalnız olarak bakınca;
martılar, yalnızlığa uçmaktalar
gece güneşi terk etmiş yalnızlık olarak durmaktadır!
şarabın tadı bile yalnızdır.

insan bir kere yalnız olmasın,
gözü hep arar uzağı,
kalbi hep bekler birini..
biri hep gelecekmiş gibi;
süzer sokağın başını durmadan..
durmadan hatırlar o kalabalık maziyi;
mazideki kalabalığın,
bugün yoksunluğuyla oranıdır; boşluğu..
ve o boşluğu
ne başka bir yalnız doldurabilir
ne de başka bir anı,
hatırladığı anıları unutturabilir insana!

...ve bir yalnız olarak söylüyorlar
dinleyin bence,
ben dinledim;
şiirleri yalnız kalır şairlerin,
yalnızlıkları şiir yazdırır..
ama martıları hep yalnızlığa uçurur o şiirler,
çünkü şairleri yalnızdır.

3/02/2014

ellerine

bana ellerin yeter,
ellerin!
saçımda gezsin,
şiirler yazın yeter

çocukluğum yok olur bilesin.
ellerin yoksa eğer,

posted from Bloggeroid

3/01/2014

sevgime, sevgiyle..


Aklıma yığılmış şu taşlara,
takılıp düşme;
açık-saçık söyleyemesem de,
seviyorum işte ama;
ağzımı korkak alıştırmış babam!

Aynı hocamın korkak alıştırdığı gibi,
soru sormaya..

Tıpkı adres sormaya,
korkak alıştırdığı gibi toplumun beni.

aklıma yığılmış şu taşları hoş görme elbet,
tut fırlat;
duvar yapmışlarsa oraya bir yere kır at o duvarı.

ben artık ne babamın kuzusuyum,
ne hocamın maymunuyum

senin;
elbette koynundaki özgürlüğümün mecnunuyum.


heplik


Deri dışı

Kapıdaki köpek,
bahçedeki kediyi
ve
bahçedeki kedi,
ağaçtaki serçeyi sevmedi hiç!

Hemde hiç sevmedi!


Deri içi
Zeka yüreği hiç anlamadı,
yürek zekayı hiç sevmedi
ikisi birden yürümedi.
Hiç tas tamam olmadı,

hemde hiç olmadı!

2/28/2014

Geceler

Siyah geceler,
örtünmüş kadın gibidir
merak uyandırırlar.

Kediler uyur,
köpekler uyur,
kuşlar ve insanlar uyur;
insanlık uyur!

karanlık uyumaz ama,
Ne derler?
Su uyur!

posted from Bloggeroid

2/23/2014

sen yoksun!

gerçeğin sana ihtiyacı var
sen yoksun,
gerçek yok bu yüzden..

renklerin ışığa özlemidir
siyahtan;
renkliyimdir ben
ama ışığımsın sen,
sen yoksun;
rengim de yok bu yüzden..

karanlığım ve hallerim

gel karanlığım
gel gör beni,
zindanımda ne kadar yalnızım.
bağırsam; bağırtım döner yankıyla,
gel bak, bu kalabalıkta nasıl tek başınayım?
şu yığının,
komplike çıkardığı gürültü;
ses değeri verir mi bana?
gel bak, bu gürültünün ortasında nasıl sağırım?

gel karanlığım,
aydınlık diye parıldayan akılların
tam içinden kop gel;
içini dök sonra,
gel bak; sensiz ne kadar yalnızım!

/karanlığım

Gözlerin göte benziyordu,
sanki bakmıyordu:
adeta hayatıma sıçıyordu...
                                         /hallerim

2/18/2014

yürümek

sadece yürümektir belki,
yürümek..
kafamın içinde epeylikler
mesafe dediğin vız,
acı dediğin tıs artık!
epeylikle kalmışım kafamda;
yol bitmiş,
dost gitmiş,
akşam sabaha vermiş kendini
güneş gelmiş..

yürümek,
epeyliktir belkide!
doldurup taşı-sopayı koynuna
taşlamak putu, peresti..
yıkmaktır belkide...

dedi doktorum

"Yalnızlık yasak" dedi sabah doktorum,
sana bir iki doz aşk yazıyorum...

Bir iki doz umut,
direnç
ve; fikir..
öyle ki,
istanbul da bağdat için ağlatacak
paris te istanbul için savaşacak bir fikir..
o gün gelene dek,
sağ tutacak bir direnç
ve o güne inanmak için bir umut! Yazıyor doktorum..

2/16/2014

aşka piştim

bir yol başında,
adı üstünde yolcuyum..
sapmalardan geldim, yanlış yollardan geçtim,
dikenli yollar aştım,
ateşler içinde yandım..doğruyu öyle öğrendim!

yüzyıllara yayıldı anlamam,
anlamakla ayıldım!

işim sevmekti,
ve ben aşk bahçesinin çiftçi
sevgi ekerdim bahçelere,
bir tohum vermezse,
dert ederdim içime
üzülürdüm, hemde senelerce

acıya itiraf

hayallerin dışındada hayal ettiğimin birazı olsun isterdim,
gözüm çok yüksekte değildi
standart mutluluk bile yeterdi!
oysa sen;
normali yetmedi,
anormal bir acıyla doldurdun yüreğimi..
kanarken dilim,
elim şiir yazarken
ve yüzüm somurtkan!

hayatta kalmak çok zor.
yaşamak isterdim seninle,
yaşamak isterdim bir çınar kadar;
ama çınarda sevseydi seni
benim kadar
oda ölürdü, en az benim kadar..

Şiire Selam

güneşi,
sen varken..
ve o aydınlığıyla var olan senide dahil ederek
güne;
merhaba dedirten.. bu sımsıcak şiir.

bilinir ;

baş kopartan bu şiir,
aşk uçuran bu şiir,
göze yaş boşaltan da bu şiir.

yıldızlara,
sen yokken dokundum..
yokluğun değerini bildirir olurken şu yüreğimde
seni;
sevdiren tek şey; benim istediğim gibi yazılıyor olman değil mi şiir?

vesselam.

Kalbin atmıyor Guashe


Açık kalmış gözlerin, yaşıyor hala..
ölen bedeninin üstünde.
ve o sımsıcak sözlerin içindesin kulağımda
dudakların oynamasada, sesin geliyor.
kalbin atmıyor Guashe,
ama biz asla inanmamıştık onun attığına..
sözlerin hala yol gösteren,
gözlerin harita..
ölen bedenin,
bir aracıydı senle ben arasında.

yakılası herşeyi yaktım,
korkmadım ama çekindim ve
inan bana sırf senin için ağladım ilk defa.

anlamsız sokaklar,
daha anlamsızlaştı..
boşa giden adımlarım vardı, kızardın ,
artık onlarda kalmadı !

bir sen vardın,
tanrı..
ve bundan öte,
hep sen olacaksın
görmediğim yaratıcı.
herkes elini gökyüzüne açarak yalvaracak
ben inancımla,
hep sana sevgimi yollayacağım , bulutlar boyu..

yaşayan cesetler!

bireyler toplanmış
bir katman dolusu ceset,
sabah işe gidiyor
akşam eve geliyor
yemek yiyebiliyorlar evet, 
televizyonu açıp, öyle yatanlarda var
ayarlayıp yatanlarda var,
otomatik kapanıp tasarruf yaparlar.

bir çoğunun çocuğu var
ve sende birinin çocuğusun
onu herşeyden çok seviyorsun ama
onunla,
sevmediğin şeyler kadar bile ilgilenemezsin.

sokaklarda her sabah
7 saatlerinde
duraklarda, caddelerde, kaldırımlarda
cesetler soluyor ,
nefes alıyorlar!

seviyorlar,
cesetler seviyor
çocuğunu seviyor
eşini seviyor
annesini seviyor
ailesinin hepsini seviyor onlar !

ama parayı daha çok seviyorlar
ve
mutluluk için gerekli oldugunu söyleyenler var
ama;
onun için mutluluğunu geri tepenler
mutlu olanlardan
yüzbinlerce kat daha fazla.

sevmeyi öğretin

Azgın bir nefret seliydi
Üstümüze yığılan
Bize hiç kimse sevmeyi öğretmedi
Ama
Öldürmeyi
Ve zarar vermeyi
Her fırsatta öğrettiler
Çoğu kez zarar verdik
Ve zaman zaman öldürdükte
Kusursuzca
Peki ne zaman
İhanet etmeden sevebildik
Keşke ağabeylerimiz
Öldürmek yerine
Sevmeyi öğretseydi bize
Ve
Öldürmek zarar vermek yerine
Kusursuzca sevebilseydik

Azgın bir nefret seliydi
Üstümden atmak istediğim
Ben kurtuldukça
Onlar tekrar bulaştırdı
Ve sanırsam ölüm
Umutlarımın tükendiği gün
Nefret dolmaktı

beyaz sayfama kocaman x yaptım

günlerden bekleneni,
o sevimli hayallerimizin içinde yaşadığı
çok uzak artık
ve biz artık yürüyemiyoruz.
anlaşamıyoruz sokaklarla ve dilsizleştik esasen

beyaz sayfama, kocaman bir X yaptım.
bu gidişlerin,
dönüşsüzlüğünde oluşturulan elvedaya,
haber salsın,
gittim, gittim, gittim.
sen bunu okurken düşünüyorsun belki
oysa ben yaşadım bunu
başından sonuna kadar.

beyaz sayfama, kocaman X yaptım.
bu sonsuzluğun
ortasında kaybolan her hayalim
biz gidemiyoruz sona, sonu yok...
ıslatılmış bir hoşça kal'la veda etme,
görüşürüz de , görüşürüz.. tüm bu dönüşsüz elvedaya inat
görüşürüz de , görüşürüz.

içimden dökülürken,
sonbahar harfleri, ve ilkbahara o kadar uzakta değil
buz gibi olmuş ruhuma,
yeni bir kış mevsimini haber ediyorlar,
oysa ben soğutuyorum kışları artık.

umut

suya düşmüş kelebeğin
kanat çırpışıydı, sevdayla ret gören genç
rüzgarı altına alamazdı kelebek,
ve gidemezdi gökyüzüne
ama çırpınırdı, denerdi..
bir balık onu yok edene kadar.
kelimeleri takamadım dilime
ve konuşamadım biriyle
ama denedim
bir belirti bekledim..
ta ki;
seni sevmiyorum diyene kadar..