Neden doğdum biliyorum artık

Neden doğdum biliyorum artık,
doğan güneşi izleyeceğim
güneşte ısınacağım
çünkü geceler çok soğuk
güneş depolayacağım gece için
çünkü geceler çok karanlık

Neden doğdum biliyorum artık,

ateşim ben, yanacağım
ve yakacağım yanarken.
Gece olanın karanlığını yakacağım
zorla tutanın ellerini yakacağım

Neden doğdum biliyorum artık,
insan olmalıyım
güneşe bakmalıyım
ateşi yakmalıyım ben.

Küfür Hakkı

Düz yollardan çıkıp
gitmek istiyorum uzaklara.
Yol vermeyen dağlarda
sarp kayaları aşıp,
yalnız kalmak istiyorum
kendime baş başa...
Kentin soğuk grisinden
süslü havuzlarından
yapma bahçelerinden
esir çiçeklerinden
ve bunlarla gözlerimi boyayan
beni avlayan sahte güzelliğinden
kaçmak istiyorum!
Ayağıma taş değmeyen bir sahteden
taşların üstünde yol vermeyen bir gerçeğe
ulaşmak istiyorum!
Düz yollardan çıkıp
sarp kayaları aşıyorum,
sadece şiir yazmak için değil
yaşamak için bir ilham arıyorum; yok...
Kentin soğuk grisi
ve insanın hastalıklı pisliği;
sarp kayaları benden önce aşmış
temiz nehirler çoktandır kirli
özgür çiçekler bayağıdır sakat
bakir ormanlara defalarca tecavüz edilmiş
yüce dağların içi çoktandır bomboş
ve
Şiirin burada küfür etmesi gerekiyor,
ama şair bu hakkı size bırakıyor

Susuyorsun, söyle.

Duymak istediğim her şeyi
kendime de söylerim,
sen söylemek istediğini söyle.
Bak bu doğan gün
sadece ikimiz için değil
ama ikimiz için de,
benim hatırım yoksa
doğan günün hatırı için söyle...
Kırılırsam kırılayım ama
söylemek istediklerinle kırılayım
sustuklarınla değil.
Sen susuyorsun
ve ben kırılıyorum;
bir ömür sustular bana
farklı insanlar dinledim,
sevdiğim insanlarda.
Kendilerini hiç duymadım
çünkü hep sustular bana..
Susuyorsun
ve ben kırılıyorum;
seni sende duymak istiyorum
seni başkalarında değil.
Sesinde hissetmek istiyorum seni,
hayal etmek istiyorum sesinde;
doğan günü ve bir ömrü

Aynı Bahçede

Aynı bahçede
yıllar sonra başbaşayız,
zaman çok şey vermiş ikimizede
öğrenmişiz belli ki;
bir çoğunu dostların,
Kaybederek kazandığımız birçok şeyimiz var.
Eskimişiz biraz
tazecik tenimiz de
zamanda kabuk tutmuş, kabuk çatlamış.
Nelerin geçici, nelerin kalıcı olduğunu
üstümüze de çizmiş zaman.
Her şeyin başladığı yerdeyiz yine
yine gözlerine bakıyorum,
gözlerin hiç yaşlanmamış.
Hâlâ bir güneş saklıyor içinde
havasına cemre düşmüş toprak gibi,
yeşermek üzere ama henüz yeşermemiş.
Aynı bahçedeyiz yine
bahçe biraz yaşlanmış,
belli ki bizden sonra bir aşk yaşanmamış bahçede.
Utanmıyor musun deme
utanılacak bir şey yapmadım
ama sen sorunca,
yinede utanıyorum.


matematik değil ömrümüz.

*/ matematik değil ki ömrümüz!
çocuk kalan yanımız var
hep kandırılmayı bekleyen,
inanmak isteyen yanımız var
her söyleneni dinleyen.
ağlamaya yatkın
gözleri temiz, temiz bakan bir yanımız var.
matematik değil ömrümüz
matematik değil...
iki artı iki eşittir birimiz var!
düşüyoruz hâlâ
belki kanıyoruz da düşe-kalka
ama hâlâ
düşe-kalka yürünecek bir yolumuz var.

içimdeki boşluk


nereden geldim buraya
bir bilsem,
ne arıyorsam burada
ah bulsam!
hava soğuk mu soğuk
yapraklar düşmüş ağaçlardan,
ağaçlar çıplak,
ağaçlar utanıyorlar mı acaba?
karıncalar çıkmıyor yuvasından.
ben buradayım! Burada!
içimde bir boşluk var
burada mı düşürdüm içimi acaba?


ninni gece


hep ilk geceleri özleyenlerin
son gecelere üzülenlerin arasında
bu geceyi tüm karanlığıyla
ve tüm ağırlığıyla
ne bir ilk ne de bir son olarak
uyutuyorum şimdi..
ninni gece ninni
uyu gece uyu
büyü gece büyü...